<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CUMA HUTBELERİ &#187; admin</title>
	<atom:link href="http://www.cumahutbeleri.net/author/admin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cumahutbeleri.net</link>
	<description>Diyanetin Hazırladığı Haftalık Cuma Soohbetleri Vaazlar ve Dini İçerikli Geniş Kaynaklar Diyanetten Haber ve Duyurular</description>
	<lastBuildDate>Fri, 23 Jul 2010 10:46:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Berat Kandili 2010</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/berat-kandili-2010.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/berat-kandili-2010.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 10:45:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili 2010]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili Gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=286</guid>
		<description><![CDATA[Dinimizle ilgili önemli olaylara sahne olmuş bazı zaman ve mekânların ayrı bir değeri olduğu malumunuzdur.  Allah Teâlâ bu mübarek zaman ve mekânlarda kullarına kendisini hatırlayıp tövbe etmeleri, günahlardan arınmaları, dünya ve ahirete ait istek ve dualarını kendisine arzetmeleri için hususi bir fırsat vermiştir.  İşte bu önemli zamanlardan biri de 26 Temmuz Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dinimizle ilgili önemli olaylara sahne olmuş bazı zaman ve mekânların ayrı bir değeri olduğu malumunuzdur.  Allah Teâlâ bu mübarek zaman ve mekânlarda kullarına kendisini hatırlayıp tövbe etmeleri, günahlardan arınmaları, dünya ve ahirete ait istek ve dualarını kendisine arzetmeleri için hususi bir fırsat vermiştir.<span id="more-286"></span></p>
<p> İşte bu önemli zamanlardan biri de <strong>26 Temmuz Pazartesi’yi Salı’ya</strong> bağlayan gece, Berat Kandili’dir. Berat; “Günah, borç ve cezadan kurtulmak“ anlamına gelir. Kim bu gecede gönülden Allah’a yönelir, tövbe ederse günahları bağışlanır. Berat kandili gibi özel zamanlar gönüllerimizin Allah’a yöneldiği, O’nun affına rahmet ve mağfiretine en fazla yaklaştığı anlardır.</p>
<p>Ayrıca böyle zamanlarda kalplerimizde şefkat, kardeşlik, birlik ve beraberlik duygularının daha yoğun olduğunu hissederiz. Toplumsal olarak da günahlar ve suçlar azalır, hayırlar artar. Bu geceler, kendimizle hesaplaştığımız, hayatımıza Yüce Yaradan’ın rızası doğrultusunda yön vermeye karar verdiğimiz fırsat geceleridir.</p>
<p><strong>Değerli Müminler!</strong></p>
<p>Bir yoruma göre Kur’an-ı Kerim’in  44. Suresi olan Duhan suresinin ilk ayetlerinde bu geceden bahsedilmektedir. Burada işaret buyrulduğuna göre<strong> </strong>Yüce Rabbimiz bu gecede kendisine huşu ile yönelen kullarına rahmetini bol bol indirmekte, rızık ve şifa kapılarını açmaktadır. Sevgili Peygamberimiz de bu gece ile ilgili şöyle buyurmuşlardır: <strong>“Şaban Ayı’nın 15. gecesini ibadetle geçirin. Gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve kullarına rahmetini, lutuflarını müjdeler: Yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim. Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim. Yok mu şifa isteyen, şifa vereyim. Yok mu başka isteği olan, ona da istediğini vereyim.” <strong>[1]</strong> </strong>Ne mutu gönüllerinde bu daveti duyup ona icabet edenlere!<strong> </strong></p>
<p>Berat Gecesi’ne ulaşan, herkes Cenab-ı Hakkın bu davetinin farkına varıp, “yok mu?” sorusuna, “Ben varım yâ Rabbi” demeli; geçmişine tövbe edip geleceğini güzelleştirmelidir.  Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: <strong>“Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır. Çok merhamet edendir.”<strong>[2]</strong> </strong></p>
<p>Bu günleri fırsat bilip iyi değerlendirmeliyiz aziz müminler! Kendi kendimizi muhasebe ederek hatalarımızı hatırlayıp af dilemeliyiz, bir daha aynı hataları yapmamaya azmetmeli, günahlardan uzak durmaya çalışmalı ve kimseye zarar vermeden yaşamaya gayret göstermeliyiz.</p>
<p>Bu gece günahlarımızdan arınmayı ümit ederek bolca tövbe-istiğfar edelim. Kazaya kalan namazlarımızı kaza etmeye çalışalım. Kur’an okuyup Rasulullah Efendimize salâvat getirelim. Dua edelim: kendimiz için; geçmişlerimiz, akraba, komşu ve dostlarımız için; müminler için, dünya ve ukbâ kurtuluşumuz, saadetimiz için dua ve niyazda bulunalım.</p>
<p>Yüce Mevlâ’dan bu gecede gönüllerimizi kötü duygulardan, manevi kirlerden arındırmasını kardeşlik duygularımızı geliştirmesini niyaz ederim.<strong>                </strong></p>
<p>Yusuf AYDINLI</p>
<p>Merkez Serbostani Mustafaağa Camii İ-Hatibi</p>
<p>Beykoz/İSTANBUL</p>
<hr size="1" />[1] İbn-i Mace Sünen, “İkâmetü’s-salât” 191</p>
<p>[2] Zümer, 39/53</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/berat-kandili-2010.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günahlardan Arınmak</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/gunahlardan-arinmak.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/gunahlardan-arinmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 12:35:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[Günahlara Tövbe Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Günahlardan Arınmak]]></category>
		<category><![CDATA[Günahsız Olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=282</guid>
		<description><![CDATA[Yüce Allah insanoğlunu günahlardan koruyacak melekelerle donatmıştır. Ama hikmeti gereği imtihan etmek istediği için, günah işleme eğilimleri de vermiştir ona… Nitekim yüce kitabımızda “Allah insan ruhuna kötülük eğilimini de kötülükten sakınma eğilimini de vermiştir”[1] buyurulur. Günah Allah’ın engin rahmetine ve rızasına karşı bir perdedir. İnsanın Hakk’a olan meylini köreltir, kötü temayüllerinin önünü açar, kalbine huzursuzluk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüce Allah insanoğlunu günahlardan koruyacak melekelerle donatmıştır. Ama hikmeti gereği imtihan etmek istediği için, günah işleme eğilimleri de vermiştir ona… Nitekim yüce kitabımızda “Allah insan ruhuna kötülük eğilimini de kötülükten sakınma eğilimini de vermiştir”[1] buyurulur.<span id="more-282"></span></p>
<p>Günah Allah’ın engin rahmetine ve rızasına karşı bir perdedir. İnsanın Hakk’a olan meylini köreltir, kötü temayüllerinin önünü açar, kalbine huzursuzluk verir. Gönlünü bulandırır ve giderek, onun fıtratını bozan mânevi bir hastalık halini alır. Sevgili peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: <strong>“Kul bir günah işlediğinde, kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer o günahından tövbe edip uzaklaşırsa kalbi arınır. Tövbe etmeyip günah işlemeye devam ederse, o siyah nokta artar ve nihayet kalbin her tarafını kaplar.” <strong>[2]</strong><sup> </sup></strong> Yüce Allah’ın Kuran’da zikrettiği kalp kirlenmesi, işte budur.</p>
<p>İnsanın fıtratını kirleten günahların birçok çeşidi vardır. Bunların başta gelenlerini Sevgili peygamberimiz şöyle sıralamıştır: <strong>&#8220;Allah&#8217;a ortak koşmak, anne babaya isyan etmek, yalan şahitliği yapmak, haksız yere bir cana kıymak, büyü yapmak, faiz almak, yetim malı yemek, savaş günü cepheden kaçmak, namuslu kadına zina iftirasında bulunmak, yalan yere yemin etmek.&#8221;<strong>[3]</strong> </strong></p>
<p>Aziz Müminler!</p>
<p>Günah, nefsin kötü arzularına ve şeytanın çeşitli tuzaklarına kapılmanın sonucunda işlenir. Bundan kurtulmanın en etkili yolu ise ölümü ve hesap gününü çok hatırlamaktan geçer. Bununla birlikte insan hata ve günaha düştüğünde bunu dışarıya yansıtmamalı, özendirici ve teşvik edici olmamalıdır. En kısa zamanda pişman olarak dönüş yapmalı tövbe etmelidir.  </p>
<p>Günahlarımızdan arınmak için Allah tövbe kapısını her zaman açık bırakmıştır. Nitekim âyet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: “ <strong>Deki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphe yok ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.</strong>” [4]</p>
<p>Kur’an-ı Kerim’de Allah bizlere nasıl tövbe ve dua edeceğimiz hususunda da örnekler verir.  Bunların başında Hz. Adem ile Havva validemizin tövbesi gelir. Onlar Allah Teâla’ya şöyle yalvarıp yakarmışlardı. <strong>“Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka hüsrana uğrarız.” <strong>[5]</strong></strong></p>
<p>Manevî temizliğin temeli olan tövbe, günahtan pişman olmak, bir daha o günaha dönmeme konusunda kararlı olmak ve kul hakkıyla ilgili günahlarda hak sahipleriyle helalleşmektir. En geniş anlamıyla tövbe, dinimizin yasakladığı kötülüğe götüren bütün sebeplerden ve kötülüklerden uzak durmak, kötü duyguları kalbimizden silmek, ibadetleri yerine getirmek, riya ve gösterişten sakınmak, hülasa haramlardan ve yasaklardan kaçınmak demektir.</p>
<p><strong>  </strong>Günahın büyüğünden küçüğünden, gizlisinden açığından uzak durmaya gayret edelim, değerli cemaat… Günah asla hayır getirmez; başlangıçta tatlı ve çekici gelse de sonu acıdır hüsrandır. Bu hep böyle olmuştur.</p>
<p>Allah hepimizi günahlardan uzak duranlardan ve günahından tövbe edenlerden eylesin.</p>
<p><strong>Satılmış ÇÖREKCİ</strong></p>
<p><strong>Kazım Karabekir Camii İmam Hatibi ESENLER İSTANBUL</strong></p>
<hr size="1" />[1] Şems 91/8</p>
<p>[2].İbni Mace Zühd, 29,</p>
<p>[3] Buhari, Şehadât 10; Eyman, 16.  Vesaya, 24</p>
<p>[4] Zümer 39/53</p>
<p>[5] Araf, 7/23.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/gunahlardan-arinmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Namazin Hikmetleri</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/namazin-hikmetleri.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/namazin-hikmetleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 10:46:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda Namazın Hikmeti]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz Kılan İnsanın Hali]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz Kılmak Kimlere]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz Kılmanın Faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=277</guid>
		<description><![CDATA[Dinimize göre imandan sonra Allah Teâlâ’ya karşı en önemli vazifemiz namazdır.  Namaz, sayısız lütuflarından dolayı Allah Teâlâ’ya şükran ve tazimlerimizi sunmak, kusurlarımızı affettirmek için kalbimiz, dilimiz ve bedenimizle birlikte yaptığımız bir ibadettir.       Namaz öncelikle Allah Teâlâ emrettiği için eda edilir. Bununla birlikte bütün ibadetlerde olduğu gibi namazda da dinî ve dünyevî, mânevî, ahlâkî, sosyal, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dinimize göre imandan sonra Allah Teâlâ’ya karşı en önemli vazifemiz namazdır.  Namaz, sayısız lütuflarından dolayı Allah Teâlâ’ya şükran ve tazimlerimizi sunmak, kusurlarımızı affettirmek için kalbimiz, dilimiz ve bedenimizle birlikte yaptığımız bir ibadettir.<span id="more-277"></span></p>
<p>      Namaz öncelikle Allah Teâlâ emrettiği için eda edilir. Bununla birlikte bütün ibadetlerde olduğu gibi namazda da dinî ve dünyevî, mânevî, ahlâkî, sosyal, hatta bedensel nice fayda ve hikmetler vardır.</p>
<p><strong>       </strong> Resûlullah’ın (s.a.v.) ifadesiyle dinin direği[1] olan namaz sıkıntılı zamanlarda sığınak,[2] sevinçli zamanlarda şükür makamıdır. Allah’ın mülkünde O’nun yarattığı bedenle, O’nun öğrettiği kelimelerle O’na yönelmek, Hak ile beraber olup selâmla yeniden halka dönmektir.</p>
<p>      Kur’an’da işaret buyurulduğuna göre hakkıyla kılınan namaz cimrilik hastalığının ilacı,[3] sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın itici gücüdür. Günde beş vakit namazımızda kırk kere <strong>“Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım isteriz</strong>[4] diyerek Allah’a teslimiyet ve tevekkülümüzü ifade ederiz.  Namaz ruhu yüceltir, insanı cehennem azabından kurtarır, cennetlik kılar, ömrü bereketlendirir, yorgunluğu giderir. Hz. Peygamber (sav) namazın dinlendirici oluşuna işaret ederek <strong>“Ya Bilal! Kalk kaamet getir, namaz kılalım, rahatlayalım”<strong>[5]</strong></strong> derdi.</p>
<p><strong>      Aziz Kardeşlerim!</strong></p>
<p>     Psikoloji uzmanlarının bildirdiğine göre huşû ve ihlâsla namaz kılan kimsenin hayatı tazelenir, enerjisi artar, dinlenmiş olarak işine döner, daha başarılı ve daha verimli olur. Namaz öfkeyi dindirir, sıkıntıyı dağıtır, üzüntüyü giderir. Hz. Aişe (r.a) annemiz  <strong>“Rasulullah (sav) üzücü ve sıkıcı bir şey olduğunda hemen namaz kılardı”<strong>[6]</strong></strong> diye bildirmiştir. Namaz bir eşitlik sembolüdür; müminleri kaynaştırır, birleştirir, gönüllerini Allah’a bağlar. Namaz kılınan evde, işyerinde hareket, canlılık, bereket, dirlik ve düzen olur.</p>
<p>      İhlâs ve huşû ile kılınan namaz insanı bir süre dünyadan ve dünya ile ilgili her şeyden uzaklaştırır. Huşû ile namaz kılmak, âyette buyurulduğu gibi,[7] kötülüklerden uzaklaştırır, iyiliklerle buluşturur, ahlâkı güzelleştirir, bizi sevilen ve sayılan bir insan kılar. Namaz kılan kişi güven kaynağıdır. Ailesine ve çevresine güzel örnektir.</p>
<p>           <strong>Muhterem Müminler!</strong></p>
<p>      Maddi ve manevi hayatımızı düzene koyan, sayılamayacak kadar hikmetlerle donatılmış olan namazımızı aman ihmal etmeyelim!.. İki vakit arasında ruhlar namaz kılmakla temizlenir ve arınır. Gönüller Allah’ı anmakla huzura erer.[8]</p>
<p>      Hutbemizi bir hadis-i şerif ile bitirelim; <strong>“Her kim abdestini güzelce alır, r<em>u</em>k<em>û</em> ve huş<em>uunu</em> tamamlayarak Allah Teâlâ’nın farz kıldığı beş vakit namazı vaktinde kılarsa, Allah o kimseyi bağışlayacağına söz vermiştir. Böyle yapmayana Allah’ın teminatı yoktur. İsterse affeder isterse azap eder.”<strong>[9]</strong> </strong></p>
<p><strong>Muhterem Müminler!</strong></p>
<p>Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Kırgızistan’da meydana gelen iç karışıklıklar birçok insanın hayatını kaybetmesine ve 400 bin kadar Özbek kardeşimizin yurdundan yuvasından uzaklaşmasına sebep olmuştur. Milletimiz böyle mazlumlara her zaman yardım elini uzatmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığımız bu kardeşlerimiz için bir yardım kampanyası başlatmıştır. Namazdan sonra bu maksatla Kırgızistan’da zarar gören kardeşlerimize yardım toplanacaktır. Allah hayırlarınızı kabul eylesin.</p>
<p><strong>Halil KAYAGİL</strong></p>
<p><strong>Ortaköy Camii İmam Hatibi-SİLİVRİ</strong></p>
<hr size="1" />[1] Tirmizi, İman, 8</p>
<p>[2] Bakara, 2/153</p>
<p>[3] Meâric, 70/21–22</p>
<p>[4] Fatiha, 1/5</p>
<p>[5] Ebu Davud, <em>Edeb</em>, 78</p>
<p>[6] İmam-ı Ahmed, 1/206</p>
<p>[7] Ankebut 29/45</p>
<p>[8] Ra’d 16/28</p>
<p>[9] Ebu Davud<em>, </em>Salat, 9</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/namazin-hikmetleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Miraç Kandili</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/mirac-kandili-2.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/mirac-kandili-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 10:54:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Kandili 8 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Kandili Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Kandili Yazısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=273</guid>
		<description><![CDATA[Önümüzdeki 8 Temmuz Perşembeyi Cumaya bağlayan gece, Receb ayının 27. Gecesi Mi’raç Kandili&#8230; Mi’raç, Sevgili Peygamberimizin en büyük mucizelerinden biridir. Bu gece Resûlüllah Mescidi Haram’dan Mescidi Aksâya, yani Mekke’den Kudüs’e, oradan da daha yüce âlemlere götürülmüştür. Bu sır ve hikmet dolu yolculuğu Cenâbı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildirmektedir. “Kendisine (kudretimizin alâmeti) âyetlerimizden bazılarını göstermek için, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="rtl">Önümüzdeki 8 Temmuz Perşembeyi Cumaya bağlayan gece, Receb ayının 27. Gecesi Mi’raç Kandili&#8230; Mi’raç, Sevgili Peygamberimizin en büyük mucizelerinden biridir. Bu gece Resûlüllah Mescidi Haram’dan Mescidi Aksâya, yani Mekke’den Kudüs’e, oradan da daha yüce âlemlere götürülmüştür. Bu sır ve hikmet dolu yolculuğu Cenâbı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildirmektedir. <span id="more-273"></span><strong>“Kendisine (kudretimizin alâmeti) âyetlerimizden bazılarını göstermek için, bir gece kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O her şeyi işitir ve görür”<strong>[2]</strong></strong></p>
<p><strong>Aziz Müminler</strong>!</p>
<p>Yüce kitabımızın bildirdiğine göre hemen her peygamber rabbimizin davetini tebliğ ederken pek çok sıkıntı çekmiştir. Hakarete uğramış, mecnun ve sihirbaz denmiş, taşlanmış, vatanını terke mecbur edilmiş, hatta öldürülen nebiler bile olmuştur. Peygamberlik zincirinin son halkası sevgili peygamberimizin davet serüveni de öncekilerden farksızdır. <strong>“Ey bürünüp sarınan, kalk ve uyar”<strong>[3]</strong></strong>  emrini aldığı andan itibaren bu mukaddes davanın sıkıntıları başlamış ve artarak devam etmiştir. Diğer taraftan peygamberliğin onuncu yılında zevce-i pâkı Hz. Hatice ve zor günlerinde desteğini esirgemeyen amcası Ebû Talib’in vefatı sevgili Peygamberimizi üzüntüye boğdu. Onun için bu yıla Senetü’l Hüzn hüzün yılı denildi. İşte bu günlerde idi. Her şeyi bilen Allah (c.c.) sevgili habibini teselli etmek, bu ulvî davetin ardında duran yüce kudreti göstermek ve kâfirler istemese de bu dinin kemale ereceğini müjdelemek için onu melekût âlemine davet etti.</p>
<p>Bir gece Resulüllah’ın Kabe’de bulunduğu bir sırada Cebrâil geldi.  Onu Burak adlı bir bineğe bindirerek Kudüs’e götürdü. Resulüllah Mescidi Aksâ’da iki rekat namaz kıldı. Sonra Cebrâil onu alıp semalara yükseltti. Yedi semayı geçerken daha önceki peygamberlerden bazılarıyla karşılaştı. Sidreyi Müntehâ’da ilâhî huzura kabul edildi. Orada Allah Teâlâ ona bazı âyetler vahyetti. Bunlar arasında beş vakit namaz emri de vardı.</p>
<p>İsrâ ve Miraç bir mucizedir, muhterem cemaat. Mucizeler akılla izah edilemez, onlara sadece iman edilir. Bizler de Hz. Ebûbekir’in dediği gibi “O söylediyse doğrudur”der Rasulullah (s.a.v.)‘in haber verdiklerine şeksiz şüphesiz iman ederiz.</p>
<p>    Miraç gecesinde nice ilâhî ikrama nâil olan bir Peygamber’in ümmeti olarak bu gecenin feyz ve bereketinden, af ve mağfiretinden istifade etmeye gayret edelim. Miracın bize en kıymetli hediyesi olan, dinin direği, müminin miracı, gözümüzün nuru beş vakit namazı terk etmemek üzere ahdedelim. Mirac’ın ilk durağı Mescid-i Aksâ’nın, oradaki mazlumların kurtuluşu için dua edelim.</p>
<p>Miraç kandilinizi tebrik eder İslam Âlemi için hayırlara vesile olmasını Cenâb-ı Haktan niyaz ederim.</p>
<p>Dr. Ahmet EFE</p>
<p>Ebubekir Camii İmam Hatibi</p>
<p>BAĞCILAR</p>
<hr size="1" />[1] Beyhaki Sünenü’l Kübra Nikah 59</p>
<p>[2] İsra 17/1</p>
<p>[3] Müddessir, 74/1,2</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/mirac-kandili-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nikah Ve Düğünlerimiz</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/nikah-ve-dugunlerimiz.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/nikah-ve-dugunlerimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 17:22:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimizde Düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimizde Nikah]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda Düğün Nikah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=268</guid>
		<description><![CDATA[Anne-Babaların evlatlarına karşı, görevlerinden biri de zamanı gelince onları münasip bir eşle evlendirmektir. Evlatlarının mürüvvetini görmek her ebeveyn için büyük bir mutluluktur. Damat ve gelin olmak ise gençlerimizin hayallerini süsleyen en büyük arzularıdır. Yeni bir hayata atılmanın ilk adımı olan evlilik toplumumuz nazarında o kadar kutsaldır ki buna “ Allah’ın emri Peygamberin kavli” sözüyle başlanır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne-Babaların evlatlarına karşı, görevlerinden biri de zamanı gelince onları münasip bir eşle evlendirmektir. Evlatlarının mürüvvetini görmek her ebeveyn için büyük bir mutluluktur. Damat ve gelin olmak ise gençlerimizin hayallerini süsleyen en büyük arzularıdır. <span id="more-268"></span>Yeni bir hayata atılmanın ilk adımı olan evlilik toplumumuz nazarında o kadar kutsaldır ki buna “ Allah’ın emri Peygamberin kavli” sözüyle başlanır ve “hayırlı iş” olarak isimlendirilir. Evlilik, insan neslinin devamı, nefsin meşru surette teskini, huzur ve mutluluğun kaynağı, hayatın sıkıntı ve nimetlerini paylaşmanın yoludur. “&#8230;onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz&#8230;”  buyuran Rabbimiz başka bir ayeti kerime’de “Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet bağı kurması Allah’ın (varlığının) delillerindendir buyurmaktadır.<br />
 Aziz Müslümanlar!<br />
Evliliği teşvik eden dinimiz aile kurumun oluşmasında düzenleyici ve disiplin altına alıcı bir takım emir ve tavsiyelerde bulunur. Dinimize göre birlikteliğin meşru yolu nikâhtır. Nikâhın tarafların irade beyanlarıyla ve alenen yapılması esastır. Nikâhın şâhitler huzurunda olması şartı da etrafa duyurma hedefine yöneliktir. “Şahitsiz nikâh” geçerli değildir. Nikâhın resmi kurum ve yetkili kişiler nezaretinde yapılması ise tarafların haklarının korunması adına büyük önem taşır. Gençlerimiz anne-babanın rıza ve duasını alırlarsa daha sıhhatli bir evlilik yapmış olurlar. Ancak veliler de önemli bir mani olmadıkça eş seçiminde gençlerin tercihine önem vermelidirler.<br />
Düğünden önce genellikle gençlerimiz bir süre nişanlı kalmaktadır. Bu dönemde bazıları “Nasıl olsa ilerde evleneceğiz, şimdiden nikâh yapıp haram işlemekten kurtulalım” diyerek nişanlıyken nikâh kıydırıyorlar. Adına da “dini nikâh” diyorlar. Daha sonra bir sebeple evlenme gerçekleşmezse erkek “boşanıyorum” diyerek kızı mağdur ediyor Bu doğru değildir. Nişanlılık döneminde resmi muamele yaptırılmadan dini nikâh kıyılması birçok sakıncaları beraberinde getirmektedir. Taraflar nişanlılık süresinde mahremiyet sınırlarını dikkate almalı, harama düşmemelidirler. Ayrıca nişanlılık dönemi mümkün olduğu kadar kısa tutulmalıdır.<br />
 Muhterem Cemaat!<br />
Evlilikte düğün ve şenliklerin yapılması bu mutlu günün dost ve akrabalarla paylaşılması, etrafa duyurulması, nikâhın taçlanması adına güzel olan adetlerimizdendir. Düğünlerimizi yabancı kültürlerin etkisinde kalmadan, kendi milli ve dini örfümüze uygun bir şekilde yapmalıyız. Düğünde eşe dosta ikramda bulunmak da sünnettir. Mübah olan eğlencenin dışında, silah kullanmak, etrafı rahatsız etmek, trafik kurallarını ihlal etmek gibi davranışları dinimiz tasvip etmez. Bizler de eş dost ve akrabalar olarak düğün yapan kardeşimizin davetine icabet edip sevinçlerini paylaşmalı, evliliklerinin hayırlı ve mübarek olmasını dileyerek tebrik etmeliyiz. Peygamber efendimiz düğün yapan bir kişiye, “Allah evliliğini mübarek kılsın, üzerine bereket indirsin, aranızı hayırda birleştirsin” diye dua edip tebrik etmiştir. Hutbemi düğünlerimizde prensip edineceğimiz bir hadisi şerif meali ile bitiriyorum. “Nikâhın hayırlısı kolay ve külfetsiz olanıdır.” </p>
<p>Alaaddin DEMİRYÜREK<br />
Erenler Köyü Camii İmam Hatibi / ŞİLE</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/nikah-ve-dugunlerimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz Kursları</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/yaz-kurslari.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/yaz-kurslari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 11:09:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kuran Kursları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Yaz Kuran Kursu]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran-ı Kerim Kursları]]></category>
		<category><![CDATA[Yatılı Kuran Kursu]]></category>
		<category><![CDATA[yaz kuran kursları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz Kursları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=263</guid>
		<description><![CDATA[  Yüce Rabbimizin bizlere bahşettiği sayısız dünya nimetlerinin en değerlisi çocuklarımızdır. Onlar, Kur’an-ı Kerim’in deyimiyle hayatımızın süsü[1] gözümüzün nûru,[2] milletlerin en büyük ümidi ve geleceklerinin teminatıdır. Çocuklarını iyi terbiye etmeyen, yeterli bilgiyle donatmayan milletlerin yarınlarına güvenle bakmaları mümkün değildir. Dinimiz çocuk terbiyesine büyük önem vermiş, çocukların ruhen ve bedenen sağlıklı yetişmeleri için gerekli prensipleri ortaya koymuştur. Çocuklarımıza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="rtl"><strong> </strong><strong> </strong>Yüce Rabbimizin bizlere bahşettiği sayısız dünya nimetlerinin en değerlisi çocuklarımızdır. Onlar, Kur’an-ı Kerim’in deyimiyle hayatımızın süsü[1] gözümüzün nûru,[2] milletlerin en büyük ümidi ve geleceklerinin teminatıdır.<span id="more-263"></span> Çocuklarını iyi terbiye etmeyen, yeterli bilgiyle donatmayan milletlerin yarınlarına güvenle bakmaları mümkün değildir.</p>
<p>Dinimiz çocuk terbiyesine büyük önem vermiş, çocukların ruhen ve bedenen sağlıklı yetişmeleri için gerekli prensipleri ortaya koymuştur. Çocuklarımıza karşı sorumluluğumuzu Yüce Rabbimiz, Kur’anda şöyle ifade etmektedir. <strong><em>“Ey iman edenler! kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz…”</em></strong> <strong> <strong>[3]</strong></strong></p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v) de çocuklarımızı yedi yaşından itibaren namaza alıştırmayı emretmiştir.[4] Diğer hadis-i şeriflerinde de, “Çocuklarınıza güzel davranıp iyilikte ve ikramda bulununuz. Onları en güzel şekilde terbiye ediniz” buyurmuştur.[5] “Hiçbir anne-baba evladına iyi bir terbiyeden daha güzel bir miras bırakamaz,”[6] anlamındaki hadisleriyle de çocuk eğitiminin önemine işaret etmiştir.</p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v) “sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öretendir”[7]buyurarak Kur’an öğrenmenin ve öğretmenin faziletine dikkat çekmiştir.</p>
<p><strong>Aziz Müslümanlar! </strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz döneminde başlayan Kur’an eğitimi çağlar boyu devam etmiştir. Mekke’de Dar’ul-Erkam, Medine’de Suffe, daha sonraki dönemlerde Küttab, Osmanlılar’da Sıbyan Mektebi, Medrese, Mahalle Mektebi isimleriyle anılan Kur’an’ı ve temel dini konuları öğrenme ve öğretme mekânları günümüzde Kur’an Kursu şeklinde sürmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığımızın denetim ve sorumluluğunda ülkemiz genelinde yaz kursları düzenlenmektedir.</p>
<p>Yaz Kur’an Kursları bu yıl 21 Haziran’da başlayıp iki ay boyunca devam edecektir. Bu kurslar çocuklarımıza abdest, namaz ve duaları öğrenme, Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okuma imkânı sağlamaktadır. Ayrıca kurslarımızda anne-babaya, akraba, komşu ve diğer insanlara karşı saygı ve sevgi,  milli ve manevî değerlerimize bağlığın önemi de öğretilmektedir.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanından beri süregelen bu güzelliğin hep devam etmesini diliyor, çocuklarımızı bütün camilerimizde açılacak olan yaz kurslarımıza bekliyoruz. Hutbemi İbrahim’in (a.s.) bir duası ile bitiriyorum: “Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et!”[8]</p>
<p><strong>İstanbul Müftülüğü</strong></p>
<p><strong>Hutbe Ko</strong><strong>misyonu</strong></p>
<hr size="1" />[1] Kehf, 18/46.</p>
<p>[2] Furkan, 25/74.</p>
<p>[3] Tahrim 66/ 6</p>
<p>[4] Ebu Davud, Salat, 26.</p>
<p>[5] İbn Mâce, Edep 368.</p>
<p>[6] Tirmizi, Birr, H. No:1953.</p>
<p>[7] Buhârî, Fedâilü&#8217;l-Kur&#8217;an, 21.</p>
<p>[8] İbrahim 14/40</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/yaz-kurslari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üç Aylar ve Regaib Kandili</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/uc-aylar-ve-regaib-kandili-2.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/uc-aylar-ve-regaib-kandili-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 12:19:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[kandil duaları]]></category>
		<category><![CDATA[kandil zamanları]]></category>
		<category><![CDATA[regaib kandili]]></category>
		<category><![CDATA[üç aylar]]></category>
		<category><![CDATA[üç aylar duaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[   Rahmet ve mağfireti sınırsız olan Yüce Allah, huzuruna samimiyetle yönelen kullarına feyiz ve bereket dolu birçok gün ve geceler ihsan etmiştir. Allah’a şükürler olsun ki, İslam dinine gönülden bağlı yüce milletimizin “üç aylar” diyerek özel bir önem verdiği Recep, Şaban ve Ramazan ayına girmek üzereyiz. Bu aylar içinde bulunan Regâib, Miraç, Berat ve Kadir geceleri, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="rtl"><strong> </strong><strong> </strong></p>
<p>Rahmet ve mağfireti sınırsız olan Yüce Allah, huzuruna samimiyetle yönelen kullarına feyiz ve bereket dolu birçok gün ve geceler ihsan etmiştir. Allah’a şükürler olsun ki, İslam dinine gönülden bağlı yüce milletimizin “üç aylar” diyerek özel bir önem verdiği Recep, Şaban ve Ramazan ayına girmek üzereyiz.<span id="more-259"></span> Bu aylar içinde bulunan Regâib, Miraç, Berat ve Kadir geceleri, müminler için Allah’ın rahmet ve mağfiretinin bol bol tecelli ettiği mübarek gün ve gecelerdendir. Bu günlerde Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle dua ederdi: <strong>Allahım bize Recep ve Şaban ayını mübarek kıl ve bizi Ramazana ulaştır.</strong>[1]</p>
<p><strong>Aziz Cemaat!</strong></p>
<p>Resulullah (s.a.v.) Efendimizin mübarek duasında ifadesini bulan, bu mukaddes ayların ve bu aylar içinde bulunan mübarek gecelerin, fazilet ve mağfiret gölgesi üzerimize düşmüş bulunuyor. Bu mübarek gün ve gecelerden nasiplenmeye çalışmak her müslümanın vazifesi olmalıdır. Önümüzdeki Perşembeyi Cumaya bağlayan gece, Regâib gecesidir. Regâib, “Kendisine rağbet olunan kıymetli şeyler, bol ihsan, çok, feyiz ve bereket” demektir. Regâib gecesi, Allah Azimuşşan’ın rahmet ve mağfiretinin müminler üzerine bol bol tecelli ettiği pek mübarek bir gecedir. Bunun içindir ki, asırlardan beri müminler, bu geceye büyük kıymet vermişler, onun feyiz ve bereketinden istifade etmeye çalışmışlardır.</p>
<p>Üç ayları ve mübarek geceleri fırsat bilerek kendimizi hesaba çekelim, Allah’ın rahmet ve mağfiretine kavuşmak, onun rızasına nâil olmak için bu feyizli gün ve geceleri fırsat bilelim.</p>
<p>Günah mı işlemişiz? Tevbe edelim. Felah bundadır. Hakk’a ibadette eksiklerimiz, kusurlarımız mı var? Tamamlayalım. Kurtuluş bundadır. Gönül mü kırmışız? Onaralım. İnsanlık bundadır. Başkalarının hakkını mı yemişiz? Ödeyelim. Müslümanlık bundadır. Ruhlarımızı kin ve düşmalık mı kaplamış? Unutalım. Huzur ve güven bundadır. İslâmî birlik ve kardeşliğimizi kaybedip parça parça mı olmuşuz? Kaynaşalım. Yükselme ve ilerleme bundadır. Yoksulları, fakirleri, kimsesizleri görmemezlikten mi gelmişiz? Görelim ve elimizi uzatalım. Hayır bundadır. Çocuklarımıza dinlerini, imanlarını, mukaddes ve milli değerlerini öğretmeyi ihmal mi etmişiz? Telafi edelim. İstikbal bundadır.</p>
<p><strong>Değerli Kardeşlerim!</strong></p>
<p>İşte Regâib kandili, sözünü ettiğimiz nefis muhasebesini yapmamız ve kendimizi yenilememiz için bir fırsattır. Yüce kitabımızda<strong> “nefsini, ruhunu arındıran kurtuluşa ermiştir: onu kötülüklere gömüp kirleten de ziyana uğramıştır</strong>[2] buyurulur. Gönül sarayımızı bulandıran haset, kin, düşmanlık, haksızlık ve zulüm çamuruna bulaşmaktan sakınalım. Birbirimize, anne ve babamıza yakınlarımıza sevgiyle ve iyilikle yaklaşalım. Dünyamızı saran düşmanlıklara karşı birlik ve beraberlik içinde olalım. Gönlümüzde iyilik, fazilet ve bilgi ışığını yakalım. Kısaca iyi bir kul, iyi bir Müslüman ve iyi bir insan olalım. Kalplerimiz bu güzel duygularla dolsun. Allah’ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun.</p>
<p><strong> </strong><strong>                       Sadrettin PORTAKAL</strong></p>
<p><strong> Çinili İhlâs Camii İmam-Hatibi</strong></p>
<p><strong>Arnavutköy</strong></p>
<hr size="1" />[1] Ahmed.Beyhaki Keşf&#8217;ül-Hafâ: c.1 No.554</p>
<p>[2] Şems  91/ 9-10</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/uc-aylar-ve-regaib-kandili-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanma</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/bosanma.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/bosanma.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 10:45:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılma]]></category>
		<category><![CDATA[boş ol demek]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma günahı]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma günaymı]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmak]]></category>
		<category><![CDATA[dinimizde boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl boşanılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=256</guid>
		<description><![CDATA[Aile demek, millet demektir. Ailenin inşası nesillerin inşası, Nesillerin inşası ise milletin ihyası, devletin bekası ve gücü demektir. Allahın rızası gözetilerek yapılan, evlilik, başlı başına bir ibadettir. Aile için yapılan harcamalar da sadakaların en faziletlilerinden birisidir. Aile mukaddes bir yuvadır. Böyle bir kudsiyeti barındıran evliliğin, meşru olmayan sebeplerle bozulması; gönüllerde yıkım, fikirlerde çözülme ve duygularda aşınma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aile demek, millet demektir. Ailenin inşası nesillerin inşası, Nesillerin inşası ise milletin ihyası, devletin bekası ve gücü demektir. Allahın rızası gözetilerek yapılan, evlilik, başlı başına bir ibadettir. Aile için yapılan harcamalar da sadakaların en faziletlilerinden birisidir.<span id="more-256"></span> Aile mukaddes bir yuvadır. Böyle bir kudsiyeti barındıran evliliğin, meşru olmayan sebeplerle bozulması; gönüllerde yıkım, fikirlerde çözülme ve duygularda aşınma meydana getirir.</p>
<p>Yüce dinimizin, devamını istediği aile yuvasının yersiz ve gereksiz sebeplerle yıkılıp dağıtılması toplumsal bir afete dönüşmektedir. Türkiye&#8217;deki boşanma oranları, her ne kadar Batı ülkelerine göre oldukça düşük gözükse de, ülkemizdeki boşanmalarda son yıllarda maalesef ciddi bir artış gözükmekte; aile yapımız, üzülerek ifade edelim ki, büyük bir ateş çemberi içine sürüklenmektedir.</p>
<p>Sevgili Peygamberimiz Efendimizin; <strong>“Allah katında en sevimsiz helal”</strong>[1] olarak nitelediği boşanma ile milli ve manevi duygular zayıflamakta; taraflar, duygusal yönden hayal kırıklıklarına uğramaktadırlar. Ailenin dağılması ile, aslında, en büyük tahribat; eşlerin yanında, çocuklar üzerinde yoğunlaşmaktadır.</p>
<p><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></p>
<p>Millî ve manevî değerlerimizin âdeta dinamitlenmesi manasına gelen boşanmanın sebebleri arasında; bencillik, saygısızlık ve sorumsuzluk yer alırken, büyüklerin tecrübelerinden istifade etmemek ve maneviyat eksikliği de önemli unsurlardandır. Ekonomik sorunlar, aile içi şiddet ve iletişim bozukluğu da boşanmada rölü olan problemlerdir. Adeta bir kasırga şiddeti<strong> </strong>ile boşanmaları körükleyen iletişim araçlarının yanlış amaçlar için kullanılması da çok ciddi bir sorundur. Medyanın, aile konusunda kültürümüze ait olmayan yayınları ve gayri meşru yaşantılar özendirmesi de boşanmanın fitilini ateşleyen önemli etkenlerdendir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kıymetli Müminler!</strong></p>
<p>Yüce kitabımız Kur’an-ı kerim, ailenin mutlu bir şekilde devamı ve yuvanın yıkılmaktan kurtulması için çok önemli tavsiyeler ihtiva etmektedir. Bir âyet-i Kerime’de; “<strong>Hanımlarınızla iyi ve güzel geçinin. Onlardan hoşlanmadınızsa, bilin ki sizin hoşlanmadığınız bir şeye, Allah çok hayır koymuş olabilir”</strong>[2] buyrulur.</p>
<p>Mutlu bir evliliğin kurulması ve boşanmaların önlenmesi ancak; fedakârlık, sabır, şükür, sorumluluk, kanaatkârlık, saygı, hoşgörü, haklara riayet ve zerafet gibi ahlâkî ve insani erdemlere sahip olmakla mümkündür. Saygı ve sevgi temeline dayalı bir yuvanın sadece dünyaya dönük değil, ahiret eksenli inşası da çok önemlidir. Aile konusunda en değerli örneğimiz âlemlere ve ailemize rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamber Efendimizdir. O’nun hayatını öğrenmek, ahlâkını ahlâk edinmek; yuvamıza huzur getirecektir.</p>
<p>Hutbemi sevgili Peygamberimizin boşanma hakkındaki önemli uyarıları ile bitirmek istiyorum:</p>
<p><strong>“Evleniniz, boşanmayınız. Şüphesiz boşanma sebebiyle Arş-ı alâ titrer.” </strong><strong><strong>[3]</strong></strong><strong> &#8220;Evleniniz, fakat meşru bir sebep yokken boşanmayınız. Çünkü Allah zevklerine düşkün erkek ve kadınları sevmez.&#8221;</strong><strong> <strong>[4]</strong></strong></p>
<p><strong>Nuh ALTUNAY</strong></p>
<p><strong>Altıntepsi Yeni Camii İmam Hatibi</strong></p>
<p><strong>BAYRAMPAŞA</strong></p>
<hr size="1" />[1] Ebû Dâvûd, Sünen, Talak 3</p>
<p>[2] Nisa:4/19</p>
<p>[3] Camius sağir;</p>
<p>[4] Feyzü&#8217;i-Kadîr, 3:242; <strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/bosanma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbulun Fethi</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/istanbulun-fethi-2.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/istanbulun-fethi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 11:44:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[Ebû Eyyüb el- Ensari]]></category>
		<category><![CDATA[Eyyüb el- Ensari]]></category>
		<category><![CDATA[fatih sultan mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[fetih askerleri]]></category>
		<category><![CDATA[fetih şehitleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genç padişah]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul fethi]]></category>
		<category><![CDATA[Molla Gürâni]]></category>
		<category><![CDATA[sahabiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=253</guid>
		<description><![CDATA[            “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur”[1]  buyuruyor Peygamberimiz değerli Müslümanlar! Milletlerin tarihinde önemli, unutulmaz hadiseler vardır. Bizim milletimizin tarihinde de dönüm noktaları diyebileceğimiz, kahraman ecdadımızın tarihe altın harflerle yazdığı, şanla, şerefle kazanılmış zaferlerimiz bulunmaktadır. Hiç kuşkusuz İstanbul’un fethi bu zaferlerimizin tacıdır. Asırlar öncesinden sevgili peygamberimizin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>            </strong>“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur”[1]  buyuruyor Peygamberimiz değerli Müslümanlar! <span id="more-253"></span></p>
<p>Milletlerin tarihinde önemli, unutulmaz hadiseler vardır. Bizim milletimizin tarihinde de dönüm noktaları diyebileceğimiz, kahraman ecdadımızın tarihe altın harflerle yazdığı, şanla, şerefle kazanılmış zaferlerimiz bulunmaktadır. Hiç kuşkusuz İstanbul’un fethi bu zaferlerimizin tacıdır.</p>
<p>Asırlar öncesinden sevgili peygamberimizin müjdesine nail olmak için müslümanlar İstanbul’u defalarca kuşatmışlardır. Büyük sahabî Ebû Eyyüb el- Ensari başta olmak üzere ashab-ı kiramdan birçoğu İstanbul’u almak için gelmişler ve buralarda şehit düşmüşlerdir. Ama fetih Osmanlı ecdadımıza kadar kimseye nasip olmamıştır.</p>
<p><strong>Aziz Müminler!</strong></p>
<p>Osmanlı Cihan devletinin başına ikinci Mehmet adıyla genç bir padişah geçti. Bu kutlu padişah başta Akşemsettin ve Molla Gürâni olmak üzere önemli âlimler tarafından çok iyi yetiştirildi. Din bilimlerinin yanı sıra fen ve mühendislik bilgilerine de sahipti.  Peygamberimizin hadisinden aldığı işaretle İstanbul’u fethetme düşüncesi onun da hayalini süslüyordu. </p>
<p>Tarihin bir kere gördüğü ve belki de bir daha göremeyeceği yirmi iki yaşındaki genç padişah “Ya İstanbul beni alır ya ben İstanbul’u” diyerek bu husustaki kararlılığını gösterdi. Onun azmi şairin mısralarında şöyle dile geliyor:</p>
<p>Yelkenler biçilecek yelkenler dikilecek,</p>
<p>Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek,</p>
<p>Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek.</p>
<p>Genç padişah fetih hazırlıklarını süratle tamamladı. Bizans’a gelecek yardımları engellemek için boğazda Rumeli Hisarını yaptırdı, toplar döktürdü. Tekerlekli kuleler yaptırdı. Surları geçmek için tüneller kazdırdı. Ve nihayet Dolmabahçe sırtlarından karadan halice gemiler indirdi. Okunan Kur’an’lar, yapılan dualar, arşa yükselen tekbir sesleri ve Rabbimizin vaadi: “Habibim sen müminlere müjdele, Allah’tan yardım ve yakın bir fetih vardır.”[2]  6 Nisan 1453 cuma günü fetih ordusu surların önüne dayandı. Elli iki gün süren mücadele binlerce şehit ve gazi. 29 Mayıs 1453 günü Ulubatlı Hasan sancağı surlara dikti. Şurası unutulmamalıdır ki İstanbul’un fethinde dua, cesaret, feraset, ilim ve teknik birlikte harekete geçirilmiş,  madde ve mâna birliği sağlanmıştır.</p>
<p>Dünya Konstantiniyye’nin İstanbul oluşuna, bir çağın kapanıp yeni bir çağın açıldığına şahit oluyordu. Evet, İstanbul fethedilmişti. Fatih Sultan Mehmet Han Bizans halkına can ve mal güvenliklerinin, din ve ibadet özgürlüklerinin sağlanacağı sözünü verdi. Böylece İslam’ın engin hoşgörüsü bir kez daha dünyanın gözleri önüne seriliyordu.</p>
<p><strong>Aziz Müminler!</strong></p>
<p>İstanbul’u fetheden ruhu, genç neslimize ve tüm milletimize iyice anlatmak ve öğretmek görevimiz olmalıdır. Canları ve kanları pahasına bu toprakları bize emanet eden ecdadımızı minnet ve şükranla anar, rabbimizden rahmet niyaz ederiz.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İstanbul&#8217;un tanınmış ilim irfan adamı vakıf insan Mehmet Gönenli Hoca Efendi adına Silivri&#8217;de inşa edilen huzurevi bünyesinde yer alan mescit için yardımlarınıza başvurulacaktır. Mevla hayrınızı kabul eylesin.</span></strong><strong><span style="text-decoration: underline;"> (***)</span></strong><strong></strong></p>
<p><strong>Şaban KURT                                                                                                 Tozkoparan Camii İmam-Hatibi</strong></p>
<hr size="1" />[1] Müsned IV, 225</p>
<p>[2] Saf 61/13</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/istanbulun-fethi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dindarlığın Tezahürleri</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/dindarligin-tezahurleri.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/dindarligin-tezahurleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 May 2010 11:16:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[dindar]]></category>
		<category><![CDATA[dindar insan]]></category>
		<category><![CDATA[dindarlar]]></category>
		<category><![CDATA[hakiki mümin]]></category>
		<category><![CDATA[muteber]]></category>
		<category><![CDATA[salih kul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=249</guid>
		<description><![CDATA[            Allah katında makbul ve muteber Müslüman, iman ve takvasını hayatına yansıtan insandır. Yüce Rabbimizin ifadesiyle gayba iman ettikten sonra sâlih amellerle imanının meyvelerini deren kişidir. Hakiki mümin ancak kendisinin ahlâk, fazilet ve takva ile üstün olacağının bilincindedir. Bu sebeple insanları değerlendirirken, makamlarını, paralarını; dil, ırk ve renklerini değil, mânevi ahlâkî ve insanî özelliklerini dikkate [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="rtl">            Allah katında makbul ve muteber Müslüman, iman ve takvasını hayatına yansıtan insandır. Yüce Rabbimizin ifadesiyle gayba iman ettikten sonra sâlih amellerle imanının meyvelerini deren kişidir.</p>
<p><span id="more-249"></span>Hakiki mümin ancak kendisinin ahlâk, fazilet ve takva ile üstün olacağının bilincindedir. Bu sebeple insanları değerlendirirken, makamlarını, paralarını; dil, ırk ve renklerini değil, mânevi ahlâkî ve insanî özelliklerini dikkate alır. Asalet ahlâka bağlılıkta Cenab-ı Hakk&#8217;a kullukta, Resulü&#8217;nün yaşadığı gibi yaşamaktadır.</p>
<p>Aziz Kardeşlerim,</p>
<p>Doğru anlamıyla dindar insan, başkalarına hüsn-i zan besler, mütevâzi olur, hiçbir zaman büyüklük iddiasında bulunmaz. Çünkü İslâm ahlâkında iman, ibadet ve ahlâkıyla övünmek doğru değildir.</p>
<p>            Hayır-hasenatı bile sevabı kaçmasın diye gizli yapan Müslüman “<strong>sağ elinin verdiğini sol elinden</strong>”[1]  gizlemeye çalışır. Verdiğinin karşılığını sadece Allah’tan beklediği için, mümkün mertebe gösterişten, hayrını açıklamaktan kaçınır. Önce âhiret boyutlu düşünür. Dünyada kendisini emanetçi bilir. Asıl yatırımını daimî, bakî ve kalıcı olana yapar. Her işinde, &#8220;Rabbim razı olsun, yeter!&#8221; diye düşünür.</p>
<p>            Kul hakkı yeme korkusu, müminin kalbini titretir. Bağışlanması çok zor olan kul hakkını yemektense, aza kanaat eder.  Gönül kırmaktan hep uzak durmaya çalışır.</p>
<p>            <strong>Aziz Kardeşlerim!</strong></p>
<p>            Hakiki dindar, düşmanına bile dürüst davranır. Çünkü o, <strong>&#8220;Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!&#8221;<strong>[2]</strong></strong> buyruğunu Rabbinden alınca, <strong>&#8216;&#8221;Bu sûre beni ihtiyarlattı!,&#8221;</strong>[3] diyen Yüce Resûl’ün bağlısıdır. En önemli uyarıyı bile incitmeden yapabilen bir nezâketin temsilcisidir. Hakiki dindarın nezaketi bir üslûp inceliği olarak yansır muhatabına&#8230; Yaratılanı, Yaratan&#8217;dan ötürü hoş gören ve seven bir anlayışın insanıdır o&#8230;  Günaha kızar, ama günahkâra acır ve onu kurtarmaya, günah ile günahkârı birbirinden uzaklaştırmaya çalışır. Bütün müminleri bir vücudun azaları gibi görür, dertleriyle dertlenir, sevinçleriyle mutlu olur.</p>
<p>Dindar insan dünyadan kopmaz; müteşebbistir, çalışkandır. Ama asla aç gözlü değildir. En iyi neticeyi almak için, bütün helâl ve meşru yolları dener. Ancak sonuç ne olursa olsun razıdır. Rızkı verenin Allah olduğuna inanır. Kanaatin, bitip tükenmeyen bir hazine olduğunun idrakindedir.</p>
<p>Mümin, herkesin iyiliğini isteyen ve bunun için elinden geldiğince çalışan bir gönül adamıdır. Gönlündeki iman zenginliği ile her daim mütebessimdir, etrafına neşe ve huzur dağıtır.</p>
<p>            Nihayet Peygamberimizin ifadesiyle <strong>“Müslüman, elinden ve dilinden insanların güvende olduğu kişidir.”</strong>[4] <strong> </strong></p>
<p><strong>Hüseyin ŞAHİN<br />
                 Beyazıd-ı Cedid Camii İmam-Hatibi</strong></p>
<p><strong>BEYOĞLU/İSTANBUL</strong></p>
<hr size="1" />[1] Buhari, Ezan 36</p>
<p>[2] Hud, 112</p>
<p>[3] Tirmizi, Tefsir, 56</p>
<p>[4] Müsned 2/400</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/dindarligin-tezahurleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
