18
Mart

Çanakkale Zaferi Ankara Müftülüğü

Yazan: admin  |  Kategori: Hutbeler  |  Okunma: 4.656 views

Vatan, bayrak, bağımsızlık gibi değerler, milletimiz nezdinde çok özel bir yere sahiptir. Hepimiz bu değerlere bağlı olmalı, gerektiğinde bunlar için malımızı, canımızı, her şeyimizi feda edebilmeliyiz. Nitekim dinimizde, kutsal değerler uğruna canını feda edenler “şehit” olarak nitelenmiştir.

Yüce Rabbimiz şehitler hakkında; “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar.”1 buyurmuştur. Efendimiz (s.a.s.) de: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra diriltilip yine öldürülmeyi, sonra diriltilip yine öldürülmeyi ne kadar çok isterdim.”2 buyurarak, şehitlik derecesinin yüceliğine işaret etmiştir.

         Değerli Kardeşlerim!

 Bizler kahramanlık örnekleri ve zaferlerle dolu bir tarihe sahibiz. Şüphesiz bu kahramanlık destanlarından biri de Çanakkale Zaferidir. Bu zaferin, milletimizin tarihini taçlandıran olaylar arasında, önemli bir yeri vardır.

Aziz Müslümanlar!

 Kurtuluş savaşımızın başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale’de askerimizin manevî gücünü şöyle anlatmaktadır: “Karşılıklı siperler arası sekiz metre, yani ölüm muhak­kak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamayarak kâmilen düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar gıpta edilecek itidal ve tevekkül ki, öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiçbir tereddüt bile göstermiyor, sarsılmak yok! Okuma bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilme­yenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şâyân-ı hayret ve tek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini ka­zandıran bu yüksek ruhtur.”

Bu mücadelede yurdun dört bir tarafından eli silah tutan vatan evladı görev almış, tek yürek ve yekvücut olarak savaşmıştır. Cephede inançlı bir asker, cephe gerisinde ise merhametli bir insan olmanın eşsiz örneklerini veren Mehmetçik, hastaya, hastaneye, silahsıza ve teslim olana ateş etmemiş, esire misafir muamelesi yapmıştır.

 

Değerli Müslümanlar!

  Bugün de, milletçe Çanakkale’de sergilenen bu inanç ve ruha, aynı beraberlik ve dayanışmaya ihtiyacımız olduğu açıktır. Çünkü Çanakkale ve benzeri zaferlerde şahlanan ruh, milletimizin mayasını oluşturan iman ve kardeşlik ruhudur. Bu ruh, dinin, vatanın, namusun, bayrağın, kısaca bizi biz yapan değerlerin en zor şartlarda bile feda edilemeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu ruhu yaşattığımız sürece, üstesinden gelemeyeceğimiz bir sorun kalmayacaktır. Milletimizin huzur ve bekası, bu inançla yetişmiş nesillere sahip olmakla mümkündür. Bunun için, gençlerimize Çanakkale destanının ardındaki bu ruhu anlatmalı ve yüce değerlerimizin kıymetini onlara öğretmeliyiz.

Bu vesileyle, bütün şehit ve gazilerimizi rahmet ve şükranla anıyor, ruhlarının şad olmasını Cenabı haktan temenni ediyoruz.

 Muhterem Müslümanlar!

Bildiğiniz gibi geçen hafta, öteden beri sıcak ve dostane ilişkiler içerisinde bulunduğumuz Japonya’da büyük bir tabii felaket yaşandı. Bu felaketin etkileri maalesef halen devam etmektedir. Alınan bütün tedbirlere rağmen yüzlerce insan hayatını kaybetti, binlerce insan ise yaralandı. İnsanlar, nice mağduriyet ve mahrumiyetler yaşadı. İnsanlık ailesi adına hakikaten acı, üzücü, düşündürücü, ibret ve ders verici nice tablolara hep birlikte tanık olduk.   Tabii afetler karşısında insanın ne derece çaresiz kaldığına tüm dünya şahit oldu.  Şüphesiz Yüce Kitabımıza göre insanoğlu dünya hayatında, sıkıntı, bela, musibet ve felaketlere maruz kalabilir. Bu olaylar hangi coğrafyada vuku bulursa bulsun ders çıkarıp tedbir almak, hem dini hem de insanî bir görevdir. Diğer taraftan felaketlerin açtığı yaraların tamiri de ancak insanlığın el birliği ile mümkündür. Bu itibarla hangi dine, hangi etnik kökene, hangi coğrafyaya ait olursa olsun tüm insanlığı ortak bir aile gibi gören Yüce Dinimizin öğretileri gereği Japon halkının acısını acımız, felaketini felaketimiz, sönen binlerce hayatı insanlık ailesinin kaybı olarak telakki ediyoruz. Geride kalan sahipsizler, öksüzler insanlık ailesinin yetim ve öksüzüdür. Bu vesileyle Japon halkına Millet olarak gönülden başsağlığı diliyor, Mevla’mızın tüm insanlığı bu tür felaketlerden korumasını niyaz ediyoruz.

 

Hazırlayan ve Redaksiyon:  D.İ.B. Hutbe Komisyonu

1-Al-i İmran, 3/169

  2-Buhari, Cihad 7 /2835


 Yazının Etiketleri  

Yorum yapın