28
Ekim

Cumhuriyet Bayramı 2011

Yazan: admin  |  Kategori: Hutbeler  |  Okunma: 598 views

Bir toplumu toplum yapan, geçmişten aldığı güçle geleceğe en sağlam şekilde ilerlemesini sağlayan temel ilkeler, milli ve manevi değerlerdir. Milletimiz bu iki değeri gerçek anlamda özümsemiş, yaşantısının bir parçası haline getirmiştir. Bu anlayış ile dinini, vatanını ve namusunu hiç kimseye çiğnetmemiştir.

Ecdadımızın gerçekleştirdiği son şanlı destan Kurtuluş Savaşı olmuştur. Dünyanın birçok yerinden gelmiş ordulara karşı “Ya istiklal ya ölüm” ilkesiyle mücadele etmiş ve aziz vatanımız düşmana bırakılmamıştır. Kurtuluş Savaşının sonunda kazanılan zafer neticesinde devletimiz yeniden kurulmuş ve yönetim şekli olarak da Cumhuriyet sistemi benimsenmiştir.

Muhterem Mü’minler!

Cumhuriyet, milli birlik ve beraberlik açısından birleştirici bir özellik taşımaktadır. Cumhuriyet, yönetimde halk ile istişare yapmanın adıdır. Çünkü ülke yönetiminde söz sahibi olanlar kendi görüşlerini halka arz etmekte, halk ise kendisiyle istişare eden ve kendisinin istediği kişileri tercih etmektedir.

Kur’an-ı Kerim, inananların aralarındaki işleri yürütmeleri hususunda: “Müminlerin işleri aralarında danışma iledir”[1] buyurmakta, bir başka ayette ise Yüce Rabbimiz, bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ve bize şöyle emretmektedir:İş konusunda onlara danış. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (Ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever”[2]

 

Allah Resûlü’nün vefatından sonra da istişare prensibine uyulmuş, ilk dört halife, istişare sonucu çoğunluğun görüşü ile iş başına gelmişlerdir. Halife Hz. Ebû Bekir’in, bu ağır göreve gelişinden sonra halka hitaben yaptığı şu konuşma çok anlamlıdır:

“Ey Müminler! Ben size yönetici oldum. Hâlbuki sizin en hayırlınız değilim. Eğer iyi işler yaparsam, bana yardım ediniz. Eğer yanlış işler yaparsam, bana doğru yolu gösteriniz. Doğruluk, emanettir. Yalancılık, hıyanettir. Sizin en zayıfınız benim yanımda güçlüdür ki, onun hakkını müdafaa ederim. En güçlünüz benim yanımda zayıftır ki, başkasının hakkını ondan alırım.”[3]

Değerli Mü’minler

Bilindiği üzere gelişmiş ülkelerin gücü ve başarısı, cumhuriyet gibi demokratik yönetimlerinden ve dayandıkları evrensel hukuk ve ahlak ilkelerinden kaynaklanmaktadır.

Biz Müslümanlara düşen görev kaliteli ürün, hizmet ve bilgi üretmekle beraber, cumhuriyet gibi demokratik yönetim birikimlerini zenginleştirmeye çaba sarf etmek olmalıdır.

Bu vesileyle cumhuriyetimizin kurulmasında emeği geçen tüm ecdadımızı saygı ve rahmetle anıyoruz.

Hutbemi üç soru, üç cevapla bitiriyorum:

1. Namazda saf nasıl tutulur?

İmamın arkasından, imam ortalanarak sağlı sollu tutulur.

2. Cuma kendisine farz olmayanlar, cumayı kılmazlarsa ne yapmaları gerekir.?

O günün öğle namazını kılmaları gerekir.

3.  Bir kocanın karısına, “anam”, “bacım” vb. ifadeler kullanması caiz midir?

Caiz değildir, mekruhtur.

Not: Kastamonu İl Müftülüğü Hutbe Değerlendirme Komisyonunca incelenen bu hutbe Küre İlçe Müftülüğü V.H.K.İ. Tahir YILMAZ tarafından hazırlanmıştır.



[1] Şura, 42/38

[2] Âl-i İmran, 3/159

[3] Hz. Muhammed’in Hayatı, s.435, DİB. Yay. Ankara/1996

Popularity: 58% [?]


 Yazının Etiketleri  

Yorum yapın