Logo Background RSS

Dilin Afetleri

  • Insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, konuşma kabiliyetidir. Konuşmak, Allah Teala’nın insanoğluna verdiği en büyük nimetlerdendir. Hangimiz dilsiz kalmayı isteriz? Ama biliriz ki her nimetin olduğu gibi konuşmanın da yerinde ve gerektiği şekilde kullanılması gerekir . Zira, insanlarla ilişkilerimizin sağlıklı yürümesi, dilimize yani konuşmamıza bağlıdır. Kulluğumuzun Yüce Yaratan katında değerli olup olmamasında da sözlerimizin, konuşmalarımızın büyük payı vardır.
    Onun de dikkat etmemiz gerektiğini bildirmekte ifadelerimize, bu konuda çeşitli uyarı ve tavsiyelerde bulunmaktadır her konuda bizlere yol gösteren Yüce Kitabımız, söz ve için. Ayet-i celilede: “Bir güzel söz, bir bağışlama, arkasından incitmenin Geldiği sadakadan daha hayırlıdır” buyurulur. Yüce Rabbimiz, inciten, gönül kıran konuşmaların, yapılan sadakaların sevabını yok edeceğini bildirmiştir.
    Güzel söz söylemenin başlı başına bir sadaka olduğunu beyan eden Efendimiz (as), bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Mümin karalıyıcı, lanetleyici olmaz, edep dışı, çirkin konuşmaz, ağzı bozuk olamaz”.
    Başkasının arkasından onun hoşlanmadığı bir üslupla konuşmak, koğuculuk yapmak, yalan yere şahitlik etmek, insanları çekiştirmek, alay ve iftira etmek, kaba ve incitici söz sarf etmek, sövüp saymak … Ahlâk kitaplarımızda bu tür söz ve konuşmalara “dilin afetleri” denilir. Eskiler “Uslûb-i Beyan, aynıyla insan” derlerdi. Yani birinin konuştuğuna bakarak nasıl bir insan olduğunu anlayabiliriz.

    Değerli Kardeşlerim!

    Allah Rasulü (sav) “Siz bana Dilinizi ve iffetinizi koruyacağınıza Garanti verirseniz, ben de size cenneti garanti ederim” buyurarak, sahip çıkmanın önemine dikkat çekmiştir dilimize. Bir diğer hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları dile şöyle yalvarırlar: Bizim hakkımızda Allah’tan Kork! Çünkü Biz sana tâbiyiz. Sen istikamette olursan, biz de İstikamet üzere oluruz. Sen yoldan çıkarsan, biz de çıkarız “. Nitekim günümüzde aile ve sosyal huzurumuzu bozan ve bazan da büyük felaketlere yol açan sebeplerden biri de yalan yanlış ya da çarpıtılmış ifadeler, rencide edici, hakaret içerikli sözler değil midir?
    Kimi zaman kendimizi kaptırıp, doğru veya yanlış olduğuna bakmadan bu söylentilerin ardına düşüp, kötü sonuçlar doğuran OLAYLARA sebebiyet vermiyor muyuz? Bu konuda atalarımız ne güzel söylemişler: “Kılıç yarası iyileşir, dil yarası iyileşmez”, “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı”.
    Öyleyse dilimizi, Rabbimizin istediği şekilde terbiye edelim, kendi dilimizle kendi kişiliğimize, edep ve ahlâkımıza zarar vermeyelim. Güzel sözler söyleyerek ahlakımızı güzelleştirelim. Tatlı dil, doğru söz ve güler yüzlerimizle sevgili Peygamberimiz’in rahmet Ahlakını yansıtalım.
    Allah cümlemizi rızasına uygun söz ve davranışta daim eylesin.

    Emir Faysal ARVAS
    Yusuf Agah Cami İmam-hatibi
    BEYOĞLU

Advertisement

Yorum Yap