Logo Background RSS

Dua ve Önemi

  • İnsanın Rabbine kulluğunu ve yönelişini göstermesinin çeşitli yoları vardır. Bu yollardan birisi de duadır. Dua, Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesi, sevgi ve ta’zim duyguları içinde O’nun lütuf ve yardımını dilemesi, bütün kalbiyle yüce yaratana yönelerek ondan istek ve dilekte bulunmasıdır.

    Bizleri varlığın en şereflisi olarak yaratan Rabbimiz, bizim kendisine yönelmemizden, el açıp istememizden hoşnut ve razı olur. Allah Teâla’dan istemek ve niyazda bulunmak en önemli kulluk vazifelerimizden biridir. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde, “Dua, kulluğun özüdür.” buyurarak bu hakikati beyan etmiştir.
    Yüce Rabbimiz ikram sahibidir, ikram etmeyi sever. Kul, âdâbına uygun bir şekilde istediğinde Cenab-ı Hakk onun isteğine cevap verir. Allah Rasülü (s.a.v.) de bir hadislerinde şöyle buyurur: “Kul ne zaman, ya Rabbi, derse, Cenab-ı Hakk da ona, söyle kulum. İste, sana verilecektir, der.” Bu konuda bir ayet-i kerimede, ‘Rabbiniz buyurdu ki, bana dua edin, size icabet edeyim. Muhakkak ki bana karşı, büyüklük taslayarak kulluk etmekten yüz çevirenler hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir’ buyrulmuştur.

    Değerli Kardeşlerim!
    Dualarımızın ibadet sayılması ve kabule layık görülmesi için bazı şartlar vardır. Her şeyden önce dua eden kimse yiyip içtiklerinin helal olmasına dikkat etmeli, elinden geldiğince haram şeylerden uzak durmalıdır. Dua etmenin belli bir zamanı ve mekânı yoktur. Ancak bir kimse dua edeceği zamanı ve mekânı mümkünse seçmelidir. Mübarek gün ve gecelerde, seher vakitlerinde, gönülden yakararak, ellerini semaya, gönlünü Mevlâ’ya açmalı, dünyevî ve uhrevî her türlü isteğini yüce Allah’a arzetmelidir. Dua ederken mümkün mertebe gözlerimiz yaşarmalı, duamız Allah’ın rahmet deryasını taşırmalıdır. Bu takdirde kişinin duasının kabulü umulur.
    Dil ile dua etmenin yanında istenilen şeyin sebeplerine de sarılmak gerekir. İstediği şeyler için elinden gelen sebeplere başvurmadan Allah’tan bir şey talep etmek, toprağa tohum saçmadan mahsul beklemeye benzer! Çalışmadan rızık istemek, sağlığı bozan şeylere devam edip şifa beklemek, çare aramadan devâ ummak kulluktan uzak davranışlardır.

    Her insanın dua etmeye ihtiyacı vardır, aziz müslümanlar! Hayatın getirdiği her türlü sıkıntı ve yükün hafiflemesi, kişinin gönül dünyasını Allah’a açıp ihtiyaçlarını arzetmesiyle mümkündür. Sevgili Peygamberimizin hayatına baktığımızda onun, güne dua ile başladığını ve dua ile bitirdiğini görürüz. Allah Rasulü’nün bir duası şöyledir: “Ya Rab! Seninle akşama erer seninle sabaha ulaşırız. Seninle yaşar seninle ölürüz. Sanadır dönüş.”
    Bu hadisten de anlaşılacağı üzere dua, hayatın her safhasında ve her zaman yapılması gereken bir ibadettir. Sıkıntı ve belalara düşüp çaresiz kaldığında dua ettiği halde, sıkıntılar geçince dua etmeyip Allah’tan gafil yaşamak kâmil bir mümine yakışmaz. Çünkü insan her an ve her yerde Allah’ın rahmet ve keremine muhtaçtır.

    Cenâb-ı Hakk cümlemizi gerek kalbi ve diliyle gerek fiilleriyle kendisine hakkıyle dua ve kulluk edenlerden eylesin!

    Yakup KABALAK/Vaiz
    Beyoğlu/ İSTANBUL

Advertisement

Yorum Yap