Ekonomik Hayatta Ticari ve Ahlaki Prensipler
-
Bizler hayatımızı sürdürebilmek, zarurî ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek için ekonomik faaliyetler içinde olmak zorundayız. Bu sebeple dinimiz her konuda olduğu gibi ekonomik ve ticari faaliyetler hakkında da prensipler koymuştur. Cenab-ı Hak bir âyet-i kerimede şöyle buyurur: “Ölçüyü tartıyı doğru yapın, eksik yapanlardan olmayın.”[1]
Yine Yüce Rabbimiz, bu uyarıyı dikkate almayanları Mutaffifin suresinde şöyle ikaz etmiştir: “İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!”[2] Peygamberimiz S.A.V. bir satıcının yaş buğdayın üzerine kuru buğday dökerek sattığını görünce, “Bizi aldatan bizden değildir”[3] buyurmuş, diğer taraftan “Doğru sözlü ve güvenilir tüccar (ahirette) peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber bulunacaktır”[4] buyurarak dürüst tüccarı övmüş ve müjdelemiştir.
Değerli Müminler!
İslam’ın temeli güzel ahlâktır. Nitekim Efendimiz “Ben sadece güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim”[5] buyurmuştur. Müslümana yakışan, hayatın her alanında olduğu gibi ticaretinde de İslâm’ın ahlâkî prensiplerine bağlı kalmasıdır. Buna göre dinimiz aldatma, yalan yere yemin etme, hileli ölçüp tartma, karaborsacılık ve müşteri kızıştırmayı yasaklamıştır. Dürüstlüğü, iş hayatında kaliteyi, çalıştırdığı işçinin hakkını alın teri kurumadan vermeyi, işini hakkıyla yapmayı emretmiştir. Bütün bunları ifade sadedinde Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “En temiz kazanç, o tüccarın kazancıdır ki, konuştuğunda yalan söylemez, müşterilerine hainlik etmez, vaadlerini yerine getirir, sözünden dönmez. Bir malı daha ucuza alayım diye kötülemez, satarken daha pahalıya satayım diye övmez. Borçlarını zamanında öder, geciktirmez. Alacakları hususunda da borçlusunu sıkıştırıp zora sokmaz”[6].
Bütün bunların yanında mümin ticaret yaparken diğer dinî sorumluluklarını da ihmal etmez, işini ibadetine engel görmez, namazını kılar, zekatını verir, ahiret muhasebesini her zaman yapar. Bu şekilde davranan Müslüman işadamını Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde şöyle övmüştür: “Onlar, ticaret ve alış-verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar. İşte Allah, yaptıkları işlerin en güzeliyle onları mükafatlandıracak, onlara lütfundan daha fazlasını bahşedecektir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir”[7]
Muhterem Müminler,
Hutbemi bir hadis-i şerif mealiyle bitiriyorum: “Satarken ve alırken, borcunu isterken ve öderken kolaylık gösteren kimseye Allah merhamet eylesin”[8]
Dr. Adil ŞAHİN
Gazi Atik Ali Paşa Camii İmam-Hatibi
[1] Şuara, 26/181-182[2] Mutaffifin, 82/1-2-3
[3] Müslim, Îmân 164, Fiten 16
[4] Tirmizi, Büyû; 4; İbn Mâce; Ticârât, 1
[5] Beyhaki, Şehâdât 39
[6] Et-Terğib ve’t-Terhib, II, 586.
[7] Nur, 24/37
[8] Buhari,Büyu,16
