<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CUMA HUTBELERİ</title>
	<atom:link href="http://www.cumahutbeleri.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cumahutbeleri.net</link>
	<description>Diyanetin Hazırladığı Haftalık Cuma Soohbetleri Vaazlar ve Dini İçerikli Geniş Kaynaklar Diyanetten Haber ve Duyurular</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 11:07:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Üç Aylar ve Regaib Kandili / Zonguldak Müftülüğü</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/uc-aylar-ve-regaib-kandili-zonguldak-muftulugu.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/uc-aylar-ve-regaib-kandili-zonguldak-muftulugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 11:07:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=578</guid>
		<description><![CDATA[Üç aylara girmek üzereyiz. Bu aylar, imandan gelen bir heyecanla ibadet hayatımızın daha canlı tutulduğu feyizli, bereketli bir mevsimdir. Recep ayında, Regâib ve Mi’râc, Şaban ayında Berat ve Ramazan ayında ise Kadir gibi dört ayrı mübarek gece bulunmaktadır. Bu geceler, üç ayların manevi atmosferinin bereketli ve hikmetli yıldızları gibidir.  Bu aylar, yapılan dilek ve temennilerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üç aylara girmek üzereyiz. Bu aylar, imandan gelen bir heyecanla ibadet hayatımızın daha canlı tutulduğu feyizli, bereketli bir mevsimdir.</p>
<p>Recep ayında, Regâib ve Mi’râc, Şaban ayında Berat ve Ramazan ayında ise Kadir gibi dört ayrı mübarek gece bulunmaktadır. Bu geceler, üç ayların manevi atmosferinin bereketli ve hikmetli yıldızları gibidir.  Bu aylar, yapılan dilek ve temennilerin Allah’a ulaştığı, tövbelerin kabul edildiği, günahsız bir şekilde ramazana ayına kavuşma aylarıdır.<span id="more-578"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ayet-i kerimede Cenab-ı Allah (C.C) şöyle buyuruyor: <strong><em>“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır”</em></strong>(1)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="center"><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Üç ayların ilk cuma gecesi, önümüzdeki <strong>Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece Regaip Kandili’dir</strong>. Bu gece insanların Yüce Allah’tan af ve mağfiret istediği, umut, huzur ve ilahi müjdelerle dolu olduğu bir gecedir.    Bu gece, yapılan duaların kabul edildiği gecelerden biridir. Recep ayına girince Peygamberimiz (s.a.v) şöyle dua ederdi: <strong><em>“Allah’ım! Recep ve Şaban aylarını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a kavuştur.”</em></strong>(2) yine  <strong><em>“Recep Allah’ın (c.c) ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır” </em></strong><em>buyurmuştur</em>(3)</p>
<p><strong>Muhterem Cemaat!</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ömür sermayemiz her geçen gün azalıyor. Yaşadığımız şu fani dünya hayatında Allah’ın rızasını kazanmalı, böyle mübarek gecelerde özümüze dönmeli, hatalarımıza dur demeli, tövbe istiğfar etmeliyiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu aylar, duaların Allah’a arz edilmesi, pişmanlık gözyaşlarıyla günahların silinmesi, yapılan ibadetlere verilen sevabın katlanması bakımından büyük bir fırsattır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu günlerde nefis muhasebesi yapılmalı, ana sermayemiz olan ömrümüzün nerede tüketildiği gözden geçirilmeli, amel defterimize neler yazıldığı, Mahşer günü kurulacak Büyük Mahkemenin tek hakimi Yüce Allah’ın hakkımızda nasıl bir hüküm vereceği düşünülmeliyiz. Çünkü Yüce Rabbimizin ikram ettiği bu dünya hayatını ibadet ve taatla değerlendirmeyenlerin o gün pişman olacaklarını ve: <strong>“Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım” der!”</strong> diyeceklerini, [4] Kur’an-ı Kerim bize haber veriyor.</p>
<p align="center"><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></p>
<p align="center"><strong> </strong></p>
<p>İdrak edeceğimiz üç aylar ve mübarek geceler, öncelikle Rabbimize, ailemize, milletimize ve ülkemize karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatmalı, hatalarımızdan ve günahlarımızdan tövbe etmemize vesile olmalıdır.</p>
<p>Yüce Allah, engin rahmetine sığınıp, tövbe etmemizle ilgili olarak <strong>“(Ey Muhammed!) De ki: Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah&#8217;ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin, doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O bağışlayandır, merhamet edendir.” </strong><strong>diye</strong><strong> </strong>buyurmaktadır:  [5]</p>
<p>Üç aylar, Müslüman’ın manevi hasat aylarıdır. Bu aylarda yapılan dua ve ibadetler kabul edilir. Mü’min suresinde  <strong><em>“Rabbiniz şöyle dedi:”Bana dua edin, duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir” </em></strong>buyrulmaktadır.(6)</p>
<p><strong>                 Değerli Müslümanlar!</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Üç ayları ve mübarek geceleri fırsat bilip Cenab-ı Allah’a koşalım. Sevgili peygamberimizin de izinden ayrılmayalım. Kandil gecesinde tövbe istiğfar edelim,  kaza ve nafile namazı kılalım. Kur’an-ı Kerim okuyalım, okunanı dinleyelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu aylarda Peygamber (s.a.v)’e salât ve selam getirelim. Sıla-i rahim yapalım. Kimsesizlerin, yoksulların gönüllerini hoş edelim. Çocuklarımıza bu mübarek gün ve gecelerin faziletini öğretelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yapacağımız duaların kabul edilmesini, <strong><em>Regaip</em></strong> <strong><em>Kandili ve Üç Ay</em></strong>’ların Âlem-i İslam için hayırlara vesile olmasını yüce Allah’tan niyaz ederim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1-  <strong><em> Haşr süresi 18</em></strong></p>
<p>2-   Ahmet B.Hanbel Müsnet 1/259</p>
<p>3-   Sahihi Buhari</p>
<p>4- <em>- Fecr süresi 24</em></p>
<p>5-  T<em>irmizi Züht bab 3 IV552 2306</em></p>
<p><em>6-  Mü’min süresi 60</em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>                                                                     İL HUTBE KOMİSYONU</strong></p>
<img src="http://www.cumahutbeleri.net/?ak_action=api_record_view&id=578&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/uc-aylar-ve-regaib-kandili-zonguldak-muftulugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Babamızın Rızasını Kazanalım</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/anne-babamizin-rizasini-kazanalim.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/anne-babamizin-rizasini-kazanalim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 11:08:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=576</guid>
		<description><![CDATA[Allah, kendisine ibadetten sonra ikinci derecede kişinin var olmasının sebebi olan anne ve babasına saygılı davranmasını emrediyor. Kişiye en yakın olan ve onun için hiçbir fedakârlığı esirgemeyen anne ve babasına karşı saygı görevini yapmayan kimseden, başkasına saygı göstermesi beklenemez. &#160; Anne babaya karşı değil saygısızlık, “öf” bile demeyi Allah (c.c.) hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah, kendisine ibadetten sonra ikinci derecede kişinin var olmasının sebebi olan anne ve babasına saygılı davranmasını emrediyor. Kişiye en yakın olan ve onun için hiçbir fedakârlığı esirgemeyen anne ve babasına karşı saygı görevini yapmayan kimseden, başkasına saygı göstermesi beklenemez.<span id="more-576"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anne babaya karşı değil saygısızlık, “öf” bile demeyi Allah (c.c.) hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede şöyle buyurarak yasaklıyor:  <strong> “Rabbin, sadece kendisine ibadet etmenizi, ana babaya da iyi davranmanızı kesin olarak emreder. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf” bile deme. Onları azarlama. Onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek üzerlerine kanat ger ve de ki: Ey Yüce Rabbim! Küçükken onlar beni nasıl koruyup yetiştirdilerse, Sen de onları esirge.”</strong>[1]</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Aziz Cemaat!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Anne-babaya karşı içtenlikle yapılan her hizmet, gönüllerini alan her söz insana sadece sevap kazandırmakla kalmayıp, evladın günahlarının affedilmesine de vesile olmaktadır. Zira bir kişinin cennete girebilmesi için, iman ve hayırlı amelleri yanında, günahlarının da affedilmiş olması gerekir. İşte bu noktada Hz. Peygamberimiz (s.a.v.), ihtiyarlıkları sırasında anne ve babaya iyi davranmanın Allah katında ne derece önemli olduğunu şu hadis-i şerifle dile getirmektedir: Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor: <strong>“Peygamberimiz (s.a.v.) bir gün: &#8220;Burnu yerde sürtülsün, burnu yerde sürtülsün, burnu yerde sürtülsün&#8221; dedi. </strong></p>
<p><strong>&#8220;Kimin burnu yerde sürtülsün ey Allah&#8217;ın Resulü?&#8221; diye sorulunca şu açıklamada bulundu: </strong></p>
<p><strong>&#8220;Anne babasından her ikisinin veya sadece birinin yaşlılığına ulaştığı halde cennete giremeyenin.”<strong>[2]</strong></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></p>
<p>Yüce Rabbimiz bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: <strong>“Kime uzun ömür verirsek biz onun yaratılışını (gençliğini, güzelliğini) bozar, gücünü azaltır, beli bükük hale getiririz. Onlar bunu hiç düşünmezler mi?”</strong>3 evet bunu ne zaman düşüneceğiz? Bir gün ben de yaşlanacağım benim de evlatlarım olacak, onların bana nasıl davranmasını istiyorum? Ben ne muamele görmek istiyorsam aynısını başkalarına göstermeli, daha iyisini de anne-babama yapmalıyım düşüncesinde olmalıyız. Kendimize bir soralım; ben anne babamın rızasını kazanabildim mi? Eğer, keşke benim çocuklarım da benim anne-babama yaptıklarımı bana yapsalar diyebiliyorsak o zaman imtihanı kazandık demektir. Yok diyemiyorsak vay halimize!</p>
<p>Özetle söylemek gerekirse; Çocuklar  anne babalarını, anne babalar da çocuklarını memnun etmelidirler ki tam bir huzur ortamı oluşabilsin.</p>
<p>Hutbemi Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir hadis-i şerifiyle bitiriyorum: <strong>“Allah’ın rızası anne  babanın rızasındadır. Allah’ın gazabı da anne  babanın gazabındadır.”</strong>[3]</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="right">Ahmet ALTUN</p>
<p align="center">                                              Cezaevi Vaizi</p>
<div><br clear="all" /></p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<div>
<p>[1] İsrâ,17/23-24.</p>
</div>
<div>
<p>[2] Müslim, Birr,45/ 9, (III, 1978)</p>
</div>
<div>
<p>3 Yâsin,36/68.</p>
</div>
<div>
<p>[3] Tirmizi, Birr, 3.</p>
</div>
</div>
<img src="http://www.cumahutbeleri.net/?ak_action=api_record_view&id=576&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/anne-babamizin-rizasini-kazanalim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çevre Temizliği Bilinci</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/cevre-temizligi-bilinci.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/cevre-temizligi-bilinci.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 11:12:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=572</guid>
		<description><![CDATA[Yüce Dinimiz İslam; bireysel ve toplumsal hayatın sağlığı, güvenliği ve huzuru açısından eğitim-öğretim, çalışma ve dürüstlük gibi temizliğe de çok büyük önem vermiştir. Kur&#8217;an&#8217;ın ilk inen ayetlerinde, &#8220;Okuma, eğitim ve öğretim&#8220;, ikinci sırada inen ayetlerde ise “Allah&#8217;ı yüceltme, temizlik ve sabır” gibi hususlar emredilmektedir.   Çevre temizliği; cadde, sokak ve parkların, orman ve piknik alanlarının, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüce Dinimiz İslam; bireysel ve toplumsal hayatın sağlığı, güvenliği ve huzuru açısından eğitim-öğretim, çalışma ve dürüstlük gibi temizliğe de çok büyük önem vermiştir. Kur&#8217;an&#8217;ın ilk inen ayetlerinde, &#8220;<strong>Okuma, eğitim ve öğretim</strong>&#8220;, ikinci sırada inen ayetlerde ise <strong>“Allah&#8217;ı yüceltme, temizlik ve sabır”</strong> gibi hususlar emredilmektedir.<span id="more-572"></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Çevre temizliği; cadde, sokak ve parkların, orman ve piknik alanlarının, deniz, göl, baraj ve ırmakların temizliği; bu alanların her türlü pislik, atık ve çöplerden korunmasıdır. Çevre, Allahın bize lütfu ve emanetidir. Çevreyi kirletmek, nimete nankörlük ve emanete ihanettir. Çevreyi biz insanlar kirletiyoruz. Piknik alanlarını atıklar; cadde, sokak ve parkları sigara izmariti, çekirdek kabuğu, kâğıt ve çöplerle; deniz, göl ve ırmakları atık ve kirli sularla; bacalardan ve motorlu taşıtların egzozlarından çıkan duman ve gazlarla da havayı kirletiyoruz. Bu hususa şu ayet işaret etmektedir: <strong>&#8220;İnsanların kendi işledikleri  (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır.&#8221; </strong>(1)</p>
<p><strong>            </strong></p>
<p><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></p>
<p>Dinimiz, çevrenin temiz tutulmasını ve kirletilmemesini istemektedir. Peygamberimiz (sav), insanlara zarar veren bir şeyin yoldan kaldırılmasını imanın bir şubesi olarak zikrettiği bir hadis-i şerifinde  &#8220;<strong>İman Atmış küsur bölümdür. Bunların en faziletlisi &#8216;Lailahe İllallah&#8217; (Allahtan başka ilah yoktur.) demektir. En alt mertebesi ise insanlara eziyet veren şeyleri yollardan kaldırmaktır.</strong>&#8221; (2) buyurmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yine Peygamberimiz (sav) bir gün ashabına; &#8220;<strong>her gün</strong>&#8221; için sadaka verilmesi gerektiğinden bahseder. Ebu Zer (ra), her gün için sadaka verecek imkânlarının olmadığını söyler. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav) Ebu Zer (ra)’a bir takım görevleri yaptığı zaman sadaka vermiş olacağını açıklar ve bunların arasında çevre temizliği ile ilgili görevleri de zikredip: <strong>&#8220;İnsanların yolundan diken, taş ve kemik </strong>(gibi eziyet verici her türlü nesneyi)<strong> kaldırman sadakadır.&#8221; </strong>(3) buyurur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu hadis-i şerif; yoldaki bir dikenden, evdeki bacadan çıkan kirlere; hayvan gübrelerinden, atılan her türlü çöpe; arabanın egzozundan, gürültüsüne; bağırarak konuşmadan kavgaya; pejmürde giyinmekten edebe aykırı giyime kadar, insanları rahatsız eden her şeyi kapsamaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Değerli Kardeşlerim!</strong></p>
<p>Günümüzde, insanların dinlenme ve piknik yeri olarak kullandıkları alanlara; yiyecek ve atıklarını bıraktıklarını, bazı yerleri de tuvalet gibi kullanarak kirlettiklerini görünce; Hz. Peygamber (sav)’in asırlar önce yaptığı uyarının ne kadar önemli olduğunu görmekteyiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İnsanımıza çevre temizliği bilincinin kazandırılması anne-baba, öğretmen ve idareciler başta olmak üzere herkesin görevidir. Çevrenin temiz tutulması için otokontrol ile insanlar birbirlerini etkilemeli, <strong>&#8220;bana ne&#8221;</strong> dememelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kültürümüzde var olan <strong>&#8220;Aslan yattığı yerden belli olur&#8221;</strong> atasözü, ne kadar da manidardır. Bu atasözünü geniş anlamda ele alırsak, bütün yeryüzü insanlar için bir yataktır. İnsan toplumsal bir varlık olduğuna göre; kendi yatağını temiz ve düzenli tuttuğu gibi, toplumun yatağını yani çevreyi de kirletmemesi ve koruması gerekir.</p>
<p>Sonuç olarak;<em> </em>çevreyi, ormanları, mabetleri ve ortak kullanım alanlarını temiz tutmak, kirletmemek, görüntü ve ses kirliliğine meydan vermemek dini bir görevdir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p align="center"><strong>İL HUTBE KOMİSYONU</strong></p>
<p align="center"><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</strong></p>
<p>1-Rum Suresi, 41</p>
<p>2-Müslim, İman, 58.</p>
<p>3-Ahmet b. Hanbel, Müsned, 5/15</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://www.cumahutbeleri.net/?ak_action=api_record_view&id=572&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/cevre-temizligi-bilinci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edep ve Haya</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/edep-ve-haya.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/edep-ve-haya.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 11:17:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=569</guid>
		<description><![CDATA[Yüce Allah insanı eşrefi mahlûkat olarak yaratmıştır. Bu yüce mertebede kalabilmek için insanın bazı değer ölçülerine uyması gerekmektedir. Bunun başında gelenlerden biri de edep ve hayâdır. Sözlükte: Utanmak, çekinmek ve mahcubiyet” gibi anlamlara gelen hayâ, ar kelimesi ile eş anlamlı bir kelimedir. Ahlaki açıdan ise: Nefsin çirkin şeylerden sakınması anlamına gelmektedir. Edep ise; Güzel terbiye, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüce Allah insanı eşrefi mahlûkat olarak yaratmıştır. Bu yüce mertebede kalabilmek için insanın bazı değer ölçülerine uyması gerekmektedir. Bunun başında gelenlerden biri de edep ve hayâdır. Sözlükte: Utanmak, çekinmek ve mahcubiyet” gibi anlamlara gelen hayâ, ar kelimesi ile eş anlamlı bir kelimedir. Ahlaki açıdan ise: Nefsin çirkin şeylerden sakınması anlamına gelmektedir. Edep ise; Güzel terbiye, iyi bir davranış, güzel ahlak, nezaket ve zarafet anlamlarına gelmektedir.<span id="more-569"></span></p>
<p>Hayâ, hoş ve güzel olmayan bir şeyin ortaya çıkmasından dolayı kalpte meydana gelen bir ıstıraptır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></p>
<p>Edep ve hayâ insanın değerli, şerefli, izzetli ve yüce bir varlık olmasını sağlar. Hayâ üç kısma ayrılır: Bunlardan ilki ve en önemlisi Allah’a karşı hayâdır. Allah’a karşı hayâ nefsin isteklerini terk etmek ve dinin emirlerini yerine getirmekle olur. Rabbine karşı hayâ duygusu taşıyan insan onun razı olmadığı işlerden ve sözlerden kaçınırken bir yandan da onun emirlerini yerine getirmeye çalışır. Bu hususla ilgili olarak Allah Resûlü (s.a.v) şöyle buyurmuştur: <em>“Allah’a karşı olabildiğince hayâlı olun, Allah’a karşı gerektiği ölçüde hayâlı olan başını ve başındakilerini, karnını ve karnındakilerini muhafaza etsin; ölümü ve musibetleri hiç hatırından çıkarmasın. Ahreti isteyen kimse dünyanın aldatıcı güzelliklerini terk eder. Kim böyle yaparsa işte o Allah’tan hakkıyla hayâ etmiştir.<strong>[1]</strong> </em></p>
<p>Hayânın ikinci çeşidi insanlara karşı olan hayâdır. Bu onlara eziyet etmemek huzurlarında çirkin şeyler yapmamak ve çirkin sözler söylememekle gerçekleşir.</p>
<p>Kişinin başkasına karşı hayâlı olması gerektiği gibi kendine karşı da hayâlı olması gerekir ki bu da hayânın diğer bir çeşididir. Kişinin kendine karşı hayâlı olması; edep sahibi olması, iffetli olması, yalnız başına kaldığı zamanlarda bile günahlardan sakınması demektir. Allah açıktan işlenen çirkin şerleri yasakladığı gibi kişinin gizliden işlediği fenalıkları da yasaklamakta ve bu konuda şöyle buyurmaktadır:  <strong><em>“De ki: &#8220;Rabbim açık ve gizli fenalıkları, günahı, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı haram kılmıştır.”<strong>[2]</strong></em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Değerli Kardeşlerim!</strong></p>
<p><em>“İman yetmiş kadar şubedir.  Hayâ da imandan bir şubedir.”<strong>[3]</strong></em>   Diyen Allah Resûlü (s.a.v) hayânın iman ile ne kadar alakalı olduğunu açıkça belirtmiştir. “<em>Utanmıyorsan dilediğin gibi yap”<strong>[4]</strong></em> sözü Hz. Peygamber (s.a.v) ve önceki peygamberlerin bir hadisidir. Mümin, Rabbine karşı olan sorumluluklarında, diğer insanlarla ilgili mevzularda ve hatta kendi ile ilgili işlerde kısacası hayatının her safhasına bunu kendine düstur edinmelidir.</p>
<p>İslam terbiyesinden uzak yetişen çocuklar edep ve hayâdan da mahrum kalmaktadırlar. Bu ise bizim için ve gelecek nesillerimiz için büyük tehlikelere davetiye çıkarmaktadır. Hayâ ve edebinden bir şey kaybetmeyen milletler yoksulluklara, kıtlıklara ve savaşlara yenilmemiş buna karşılık hayâsını kaybeden, ar damarı çatlayan milletler er geç her şeyini kaybetmeye mahkûm olmuştur.</p>
<p>Hayâ, İslam’ın özü ve imanın bir parçası olduğuna göre genç, ihtiyar; kadın erkek herkesin hayâ sahibi olması gerekir.</p>
<p>Hutbemi Yunus Emre’nin şu sözleriyle bitirmek istiyorum:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Gezdim Haleb’i Şam’ı eyledim ilmi talep,</em></p>
<p><em>Meğer ilim gerideymiş illa edep illa edep,</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Hazırlayanların Adı-Soyadı:</span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İsa RAMAZANOĞLU- M. Ali ASLAN  </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Ünvanları:Konurtepe Köyü Camii İ.H. Siverek/ Mrk.Hüseyin Polat Camii.M.K./Şanlıurfa</span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;">Şanlıurfa İl Müftülüğünün 20.04.2012 tarihli hutbesidir.</span></em></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<div><br clear="all" /></p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<div>
<p>[1] İbn Hanbel, I/387.</p>
</div>
<div>
<p>[2] A’râf, 33.</p>
</div>
<div>
<p>[3] Müslim, İmân 35.</p>
</div>
<div>
<p>[4] Buhârî, Enbiyâ 54.</p>
</div>
</div>
<img src="http://www.cumahutbeleri.net/?ak_action=api_record_view&id=569&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/edep-ve-haya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kardeşlik Ahlakı</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/kardeslik-ahlaki.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/kardeslik-ahlaki.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 11:20:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=565</guid>
		<description><![CDATA[Yürekleri birbirleri için çarpan ve ‘Allah’ın lütuf ve inayetiyle kardeş olma’# bahtiyarlığına ermiş aziz kardeşlerim! Rahmet yüklü evrensel mesajlarıyla gönülleri aydınlatan Peygamberimiz (s.a.s.)’in, asırlar öncesinden seslendirdiği kardeşlik ahlakı ilkelerine gelin hep birlikte kulak verelim: “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Yürekleri birbirleri için çarpan ve ‘Allah’ın lütuf ve inayetiyle kardeş olma’# bahtiyarlığına ermiş aziz kardeşlerim!</p>
<p dir="ltr">Rahmet yüklü evrensel mesajlarıyla gönülleri aydınlatan Peygamberimiz (s.a.s.)’in, asırlar öncesinden seslendirdiği kardeşlik ahlakı ilkelerine gelin hep birlikte kulak verelim:<span id="more-565"></span></p>
<p dir="ltr">“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkınalarından birini giderir. Kim bir Müslümanın kusurunu örterse Allah da kıyamet günü onun kusurunu örter.”#</p>
<p dir="ltr">Kardeşlerim!</p>
<p dir="ltr">Kardeşlik kavramı, aynı anne-babadan meydana gelenlere hasredilemeyecek kadar kapsamlıdır. Kardeşlik, Yaratan’ın bakışıyla insanı sevmektir. Yağmurun getirdiği rahmet gibi birbirimize rahmet olmaktır. Bir yerine binler olmaktır kardeşlik. Peygamberimizden gelen bir vefadır. Yıkık viranelerdeki mahcup edalı gariplere, kimsesiz gönüllere, yetimlere ve öksüzlere yürekten “kardeşim!” diyebilmektir. Teselli etmek, aynı zamanda teselli olmaktır kardeşlik. Fırtınalı denizlerde sığınılacak bir liman olabilmektir. Zor zamanlarda, gönül alıcı bir sözle mütebessim bir çehre sunabilmektir kardeşlik.</p>
<p><strong><strong><br />
</strong></strong></p>
<p dir="ltr">Kardeşlik, diğergam olabilmektir. Kutlu Nebi’nin(s.a.s.); “Sizden biriniz kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.”# prensibine sıkı sıkıya bağlı kalmaktır kardeşlik.</p>
<p><strong><strong></p>
<p></strong></strong></p>
<p dir="ltr">Duyarlı olabilmektir kardeşlik. Efendimiz (s.a.s.)’in ifadesiyle birbirimize muhabbet, merhamet ve şefkat gösterme hususunda tek bir vücut olabilmektir.#</p>
<p><strong><strong><br />
</strong></strong></p>
<p dir="ltr">Kardeşin kusur ve ayıbını örtmek, ayağına batan dikende dahi derdiyle dertlenebilmek, türlü sıkıntılara müptela olduğumuz şu imtihan dünyasında beraberce Allah rızasını aramaktır kardeşlik.</p>
<p><strong><strong><br />
</strong></strong></p>
<p dir="ltr">Kardeşlik, kardeşin hakkına riayet etmek ve saygınlığına gölge düşürmemektir. Peygamberimizin “Müslümanın müslümana malı, namusu ve kanı haramdır. Kişiye, müslüman kardeşini küçük görmesi kötülük olarak yeter.”# sözünü hayatımızın ilkesi haline getirmektir kardeşlik.</p>
<p><strong><strong><br />
</strong></strong></p>
<p dir="ltr">Kardeşlik; “Birbirinizle ilgiyi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun. Müslümanın kardeşine üç günden fazla dargın durması helâl değildir.”# ilkesi gereği, hangi şart ve ortamda olursa olsun kardeşini yalnızlığa terketmemektir.</p>
<p dir="ltr">
<p dir="ltr">              Ve kardeşlik; “Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selamını almak, hastalandığında ziyaret etmek, cenazesine katılmak, davet ettiğinde gitmek ve ona her fırsatta dua etmektir.”#  sorumluluğunun bilinciyle hareket edebilmektir.</p>
<p dir="ltr">
<p dir="ltr">           Kardeşlerim!</p>
<p dir="ltr">“Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”# ilahi fermanı gereği yıkıcı değil yapıcı olalım. Ayrıştırıcı değil, birleştirici olalım. Fitneyi değil, ıslahı esas alalım. Bizi biz yapan değerlere sımsıkı sarılarak birliğimizi ve dirliğimizi koruyalım.</p>
<p><strong><strong><br />
</strong></strong></p>
<p dir="ltr">Ne kadar seviyorum kardeşimi hiçbir karşılık beklemeden! Ve ne kadar kardeşim kardeşime! anlayışıyla kardeşlik duygularımızı pekiştirelim.</p>
<p><strong><strong><br />
</strong></strong></p>
<p dir="ltr">Hutbemizi, yürekten amin diyeceğimiz şu dualarla bitirelim:</p>
<p dir="ltr">Ya Rabbi! Müminler olarak kalplerimizi, gönüllerimizi birbirine kaynaştır. Bizleri birbirlerine karşı sıcak yürekli, birbirlerini gördüğünde gözlerinin içi parlayan samimi kardeşler eyle. Birbirimize karşı merhameti yüreklerimizden hiçbir zaman eksik etme!</p>
<p>Ya Rab! Bizi, son nefesimizi verinceye dek kardeşlerimize muhabbet duyan, onların dertleriyle dertlenen müminlerden eyle…<strong><strong></p>
<p></strong></strong></p>
<p dir="ltr">Hazırlayan ve Redaksiyon:</p>
<p dir="ltr">Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</p>
<img src="http://www.cumahutbeleri.net/?ak_action=api_record_view&id=565&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/kardeslik-ahlaki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İffet ve Haya İmandandır</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/iffet-ve-haya-imandandir.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/iffet-ve-haya-imandandir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Apr 2012 11:10:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=562</guid>
		<description><![CDATA[Hayâ: ar, utanma duygusu, edep mahcubiyet, utanmak; ar ve namus; nefsin çirkin şeylerden sakınması ve bunun için kötü şeyleri terk etmesi, hoş ve güzel olmayan bir olayın ortaya çıkmasından dolayı kalpte meydana gelen bir nicelik ve ızdıraptır. &#160; Ahlak terimi olarak haya; nefsin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terk etmesidir. Kötü bir işin yapılmasından ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayâ: ar, utanma duygusu, edep mahcubiyet, utanmak; ar ve namus; nefsin çirkin şeylerden sakınması ve bunun için kötü şeyleri terk etmesi, hoş ve güzel olmayan bir olayın ortaya çıkmasından dolayı kalpte meydana gelen bir nicelik ve ızdıraptır.<span id="more-562"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahlak terimi olarak haya; nefsin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terk etmesidir. Kötü bir işin yapılmasından ya da iyi bir işin terk edilmesinden dolayı insanın yüzünü kızartan sıkıntı olarak açıklanabilir.</p>
<p>İffet ise; haramdan uzak durmak, helal ve güzel olmayan söz ve davranışlardan sakınmaktır.</p>
<p><strong>Aziz Cemaat!<br />
</strong></p>
<p>Peygamberlerin vermiş olduğu ortak öğüt şudur: “Eğer hayân yoksa utanmıyorsan git dilediğini yap”[<strong>1]</strong> hayâ ve iffeti olan kimse yaşarken de öldükten sonra da Allah’ın rızasını elde eder. Etrafındaki insanların sevgi ve saygısını kazanır. Cenab-ı Hakkın kendisine emanet olarak verdiği organları yerli yerinde ve yaratıldığı maksada uygun şekilde kullanır. Hem kendi soyunun hem beraber yaşadığı insanların soylarının temiz kalmasını sağlar.</p>
<p>İffetli insanlardan meydana gelen toplumda zinanın doğurduğu korkunç hastalıklar görülmez. İffetli insan, Allah’ın haram kıldığı kötülükleri düşünmeyeceği için kalbinin sağlığını korumuş olur. Böylece: maneviyat basamaklarını daha kolay tırmanır. Görüldüğü gibi iffet, insanın sahip olması gereken büyük bir zenginliktir. Kendimiz için, ailemiz için, hatta bütün Müminler için Allah’tan daima iffet ve hayâ niyaz edelim. İffetli kalabilmek için Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yaptığı gibi Mevla’mıza şöyle dua edelim:</p>
<p>“Allah’ım Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği isterim.”<strong>[2]</strong></p>
<p><strong>Değerli Müminler!<br />
</strong></p>
<p>Hayâ ve iffetlerine sahip çıkmayanların uğrayacağı cezayı Kur’an-ı Kerim’de Allah (c.c) şöyle haber veriyor: “Kötü sözlerin, hayâsızlığın Müminler arasında yayılmasından sevinç duyanlar için dünyada da ahirette de acılı bir azap vardır.”<strong>[3]</strong></p>
<p>İffet ve hayânın tabii meyvesi edeptir. İlim gibi edepte öyle bir hazinedir ki, onu hiçbir hırsız çalamaz. Din ve dünya güzelliği bundadır. İnsanı hayvandan ayıran özellik edeptir. Edepli olmak en güzel zikirlerden üstündür. Edebi gözetmeyen Hakka kavuşamaz. En büyük edep, ilahi sınırları muhafaza etmek, Allah Teâlâ’nın emirlerine uymak, yasaklarından sakınmaktır. Bir kimsenin edepli olması, iyi kalplilik ve akıllılık alametidir. İnsan edep ile dünya ve ahirette yüksek derecelere kavuşur.</p>
<p>Şairin şu mısralarıyla sözlerimi bitirmek istiyorum:</p>
<p>Edep ehl-i mazlumdur, zalim olmaz,</p>
<p>Edepsiz ilim öğrenen alim olmaz.</p>
<p>Vardım ilim meclisine eyledim ilmi talep,</p>
<p>Dediler; ilim en son, illa edep illa edep.</p>
<p>Edep bir tac imiş nur-u Hüda’dan,</p>
<p>Giy ol tacı emin ol her beladan.<span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">HAZIRLAYANIN ADI:Şadan OKUTAN</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">ÜNVANI:Bilal-i Habeşi Camii İmam-Hatibi/Çorlu</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Tekirdağ Müftülüğünün 06/04/2012 tarihli hutbesidir.  </span></p>
<p>[1]<strong> </strong>İbn-i Mace, Zühd, 17</p>
<p>[2] Müslim Zikir, 72</p>
<p>[3]<strong> </strong>Nur, 24/19</p>
<img src="http://www.cumahutbeleri.net/?ak_action=api_record_view&id=562&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/iffet-ve-haya-imandandir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk Emir Bağlamında Okumak</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/ilk-emir-baglaminda-okumak.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/ilk-emir-baglaminda-okumak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 11:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=558</guid>
		<description><![CDATA[Yüce dinimiz, okumaya ve yazmaya, ilme ve ilim öğretene büyük önem vermiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de “Rabbi’nin adıyla oku, O, İnsanı Alakadan(kan pıhtısından) yarattı. Oku! O, İnsana bilmediklerini öğretendir. Kalemle yazmayı öğreten Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir” (1)buyuran Yüce Rabbimiz, insan yetiştirmenin temeline Allah’ın adıyla okumayı, kalemle yazı yazmayı, öğrenmeyi ve öğretmeyi koymuştur.  Okuma-yazma bilmeyen (2)] ve cahilliğiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüce dinimiz, okumaya ve yazmaya, ilme ve ilim öğretene büyük önem vermiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de “Rabbi’nin adıyla oku, O, İnsanı Alakadan(kan pıhtısından) yarattı. Oku! O, İnsana bilmediklerini öğretendir. Kalemle yazmayı öğreten Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir” (1)buyuran Yüce Rabbimiz, insan yetiştirmenin temeline Allah’ın adıyla okumayı, kalemle yazı yazmayı, öğrenmeyi ve öğretmeyi koymuştur. <span id="more-558"></span> Okuma-yazma bilmeyen (2)] ve cahilliğiyle övünen bir topluma gönderilen Sevgili Peygamberimizin ,Allah’ın lütfuyla böyle bir toplumdan son derece faziletli ve medenî bir nesil çıkartması, insanlık tarihinin en müstesna vakıalarından biridir. Bu durum aynı zamanda en zalim insanların bile örnek bir eğitimle nasıl olgun birer şahsiyet olabileceklerini bizlere göstermiyor mu?</p>
<p>Muhterem Kardeşlerim!</p>
<p>Allah Teala “Sakın cahillerden olma”(3) buyurmak suretiyle de bilgisizliği, cahilliği ve cahillerden olmayı şiddetle yasaklamıştır.Sevgili Peygamberimiz, “İlim öğrenmek için gayret sarf etmek, kadın erkek her müslümana farzdır” (4) buyurmak suretiyle ilim tahsili konusunda kadınların da erkekler gibi sorumlu olduklarını bildirmektedir.Allah Teala okuyan, öğrenen ve öğrendiklerini uygulayan kimseleri övmüş ve onları    diğer inananlardan üstün tutmuştur (5)Her müslüman dünya ve âhireti için kendisine lazım olan bilgileri elde etmekle yükümlüdür.Kulluk, ilimle olur.Nefsi terbiye etmek,güzel ahlak sahibi olmak, ilimle olur. Sevgili Peygamberimiz“Bilen, bildiklerini uygulayan ve başkalarına öğreten kimse melekler arasında büyük diye anılır” (7) buyurmaktadır.  Hz.Ali ne güzel söylüyor “ilim maldan hayırlıdır. Çünkü mal harcamakla azalır,ilim harcamakla çoğalır.”(8)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Muhterem Kardeşlerim!</p>
<p>Bilginin, öğrenmenin, okumanın kaynağı kitaptır. En güzel, en sağlıklı ve en kolay bilgi ,kitap okuyarak öğrenilir. Sessiz bir öğretmendir kitap. Maalesef ülkemizde kitap okuma alışkanlığının çok yetersiz düzeyde olduğunu kabul etmek zorundayız. Dünya ülkeleri ile kıyaslandığımız zaman, çok geri saflarda kalıyoruz. İstatistiklere göre Türkiyede kitap okuma oranı %4.5 iken, televizyon seyretme oranı %94 civarındadır. Her anının sorgulanacağını, ömrünün sayılı olduğunu bilen bir insanın ,boşa harcayacak vaktinin olmaması gerekir.</p>
<p>Muhterem Kardeşlerim!</p>
<p>Anne ve babaların da çocuklarına bırakabilecekleri en değerli miras, güzel ahlak     ile bezenmiş iyi bir eğitimdir.Bu hem dinimizin emridir ,hem de çocuklarımızın huzuru açısından içinde bulunduğumuz çağın gereğidir Bugün genç nesillerde yaygınlaşan sigara, alkol, uyuşturucu gibi zararlı maddelerle, her türlü şans oyunları, kumar ve cinsel sapmalar gibi olumsuzluklarla mücadelede hepimize görevler düşmektedir. Aile, çocuğuna bazı ahlâkî ve dinî bilgileri ve millî kültürümüzü, örf ve adetlerimizi öğretmeli, öğrenecekleri ortam ve şartları hazırlamalıdır. Hutbemi şu hadis-i şerif ile bitiriyorum:</p>
<p>.“Ya öğreten,ya öğrenen ya  dinleyen ya da ilmi seven ol, beşincisi olma(yani bunların dışında kalma)helak olursun” (9)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="center">SİVAS İL MÜFTÜLÜĞÜ ‘HUTBE KOMİSYONU’ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1-Alak,96/1-5</p>
<p>2-Cuma,62/2</p>
<p>3-Enam,6/35</p>
<p>4-ibn Mace,Mukaddime,17</p>
<p>5&#8211;Zümer,39/9</p>
<p>6-Taha,20/114</p>
<p>7-Buhari,ilim,10</p>
<p>8-İhyau Ulumi’d-Din,İstanbul,1312,c.1,s.7</p>
<p>9-Mecmeu’z-Zevaid ve Menbeu’l Fevaid, c.1,s.122</p>
<img src="http://www.cumahutbeleri.net/?ak_action=api_record_view&id=558&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/ilk-emir-baglaminda-okumak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağaç Orman Su</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/agac-orman-su.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/agac-orman-su.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 11:09:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=556</guid>
		<description><![CDATA[İnsan yeryüzünde sorumluluk sahibi yegâne varlıktır. Rabbimiz O’nu ‘’yeryüzü-nün halifesi’’[1] olarak dünyaya göndermiştir. Sorumluluğunun bir gereği olarak insan ‘’yer- yüzünü imar’’[2] ve inşa edici faaliyetlerde bulunmalı, buna bağlı olarak ifsat edici (bozucu) davranışlardan şiddetle sakınmalıdır. &#160; Muhterem Mü’minler! Ağaç, orman, su, dünya hayatının vazgeçilmez nimetlerindendir. Allah-u Teâlâ, ayeti kerimede “O, göklerden sizin için su indirendir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan yeryüzünde sorumluluk sahibi yegâne varlıktır. Rabbimiz O’nu <strong>‘’yeryüzü-nün halifesi’’<sup>[1]</sup></strong> olarak dünyaya göndermiştir. Sorumluluğunun bir gereği olarak insan ‘’<strong>yer- yüzünü imar’’<sup>[2] </sup></strong>ve inşa edici faaliyetlerde bulunmalı, buna bağlı olarak ifsat edici (bozucu) davranışlardan şiddetle sakınmalıdır.<span id="more-556"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Muhterem Mü’minler!</strong></p>
<p>Ağaç, orman, su, dünya hayatının vazgeçilmez nimetlerindendir. Allah-u Teâlâ, ayeti kerimede <strong>“O, göklerden sizin için su indirendir. İçilecek su ondandır. Hayvan- larınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir. Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.”</strong> <sup>[3] </sup>buyurarak, dikkatimizi suya, meyvelere, bitkilere, ağaçlara ve ormanlara çekmekte, bu nimetler üzerinde düşünmemizi istemektedir. Efendimiz (s.a.v)’de hadis-i şeriflerinde<strong> “Bir Müslüman bir ağaç diker veya bir bitki ekerse, ondan kuş, insan veya hayvan yediğinde bu onun için sadaka olur.”<sup> [4]</sup></strong> <strong> “Kıyamet kopmaya başladığında, birinizin elinde bir ağaç fidanı bulunsa, kıyamet kopmadan onu dikmeye gücü yeterse, hemen diksin”</strong><sup>[5]</sup>  buyurmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Muhterem Kardeşlerim!</strong></p>
<p>Su hayattır, su canlıdır, su mucizedir. Kur’an-ı Kerimde;<strong> De ki:</strong> <strong>“Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akarsu getirir?”</strong><sup> [6]</sup> Bu ayetin indiği tarihte bir gün gelip insanlığın yeryüzünün su rezervler ini hoyratça tüketeceği, ırmakları kurutacağı, denizleri kirleteceği kimsenin hayaline dahi gelmezdi.Irmak kıyısında abdest alırken dahi suyu israf etmemeyi öğütleyen bir din olan İslam&#8217;ın bu hassasiyetinin dünyevi hikmeti, günümüzde olanca çıplaklığıyla kendini göstermektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Değerli Müslümanlar!</strong></p>
<p>Ağacı, ormanı ve suyu bünyesinde barındıran küremizin biyosfer tabakası baş döndürücü bir hızla tahribe uğramaktadır. Nükleer ve sanayi atıkları, telafisi zor bir çevre felaketi hazırlamaktadır. Dünya giderek çölleşmekte, doğal denge bozulmakta, kullanılan endüstriyel gazlar sera etkisi adı verilen küresel bir ısınmaya neden olmakta, bunun doğal sonucu olarak iklimler değişmekte, doğal bitki örtüsü günden güne etkilenmekte ve her yıl üç bin bitki türü yok olmaktadır. Yok olan her canlı türü yok edilen bir ayettir. Tabiatı tahrip etmekle ilahi vahyi tahrif etmek arasında fark yoktur. Bu İslam’ın bakış açısıdır. İslam; insandan doğaya ve eşyaya mutlak mülkiyet değil, emanet olarak bakılmasını ister. Tabiata ihanet, emanete ihanettir. Emanete ihanetin cezası ise çok çetin olacaktır. Tabiat kendisine ihanet edenden öcünü almasını bilecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Aziz Kardeşlerim!</strong></p>
<p>Ağaç ve ormanların korunmasına, yeşil alanların çoğaltılmasına özen gösterelim. Cennet vatanımızın çölleşmesine seyirci kalmayalım. Sahip olduğumuz maddi ve manevi bütün değerlerin, Rabbimiz tarafından bize emanet olarak verildiğini ve bütün nimetlerden hesaba çekileceğimizi unutma- yalım. Biliniz ki! Tabiatla aynı dine mensubuz.<strong> ’’Yıldız, bitki ve ağaç secde ederler’’</strong><sup>[7] </sup>Onlar şuursuz din kardeşlerimizdir. Bir ağacı gereksiz yere keserek kıyamına,  zararsız bir hayvanı telef ederek rükûuna, bir bardak suyu israf ederek secdesine sebep olmayalım. Şunu biliniz ki; Müslüman, sadece Müslümanların kendisinden emin olduğu değil; toprağın, suyun, ağacın, havanın ve tüm tabiatın kendisinden emin olduğu kimsedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div>
<p><strong><em>Fikri ÇINAR/Yalı Köyü İmam-Hatibi</em></strong></p>
</div>
<p>1-Bakara Süresi 2/30</p>
<p>2-Rum Süresi 30/9</p>
<p>3-İbrahim Suresi,14/34</p>
<p>4-Buhari,Hars ve Muzara’a,1,35</p>
<p>5-Ahmed,3.191.184</p>
<p>6-Mülk Süresi 67/30</p>
<p>7-Rahman Süresi 55/6</p>
<img src="http://www.cumahutbeleri.net/?ak_action=api_record_view&id=556&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/agac-orman-su.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Ruhu ve Şahadet</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/canakkale-ruhu-ve-sahadet.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/canakkale-ruhu-ve-sahadet.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Mar 2012 11:28:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=552</guid>
		<description><![CDATA[Bizler kahramanlık örnekleri ve zaferlerle dolu bir tarihe sahibiz. Şüphesiz bu kahramanlık destanlarından biri de Çanakkale Zaferidir. Bu zaferin, milletimizin tarihini taçlandıran olaylar arasında, önemli bir yeri vardır. Çanakkale zaferi tarihimizi taçlandıran kahramanlık destanlarından biri, Milletimizin tarih boyunca verdiği en büyük ve en zorlu sınavıdır. Aziz ve Muhterem Müminler! Can ve malın Allah yolunda vatan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizler kahramanlık örnekleri ve zaferlerle dolu bir tarihe sahibiz. Şüphesiz bu kahramanlık destanlarından biri de Çanakkale Zaferidir. Bu zaferin, milletimizin tarihini taçlandıran olaylar arasında, önemli bir yeri vardır. Çanakkale zaferi tarihimizi taçlandıran kahramanlık destanlarından biri, Milletimizin tarih boyunca verdiği en büyük ve en zorlu sınavıdır. <span id="more-552"></span></p>
<p><strong>Aziz ve Muhterem Müminler!</strong></p>
<p>Can ve malın Allah yolunda vatan uğrunda feda edilebilmesi, kulun rabbine karşı muhabbetinin en güzel bir ifadesidir. Bunun içindir ki Allah Resulü (s.a.v.) “Kudretiyle beni yaşatan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp şehit olmayı, diriltilip yine şehit olmayı, tekrar diriltilip şehit olmayı”(1) arzu ederdim buyurmuştur.</p>
<p>Çanakkalede verilen mücadelede yurdun dört bir tarafından eli silah tutan vatan evladı görev almış, tek yürek ve yekvücut olarak savaşmıştır. Cephede inançlı bir asker, cephe gerisinde ise merhametli bir insan olmanın eşsiz örneklerini veren Mehmetçik, hastaya, hastaneye, silahsıza ve teslim olana ateş etmemiş, esire misafir muamelesi yapmıştır.</p>
<p>“Çanakkale geçilmez” destanı iki yüz elli bin imanlı vatan evladının şehadet şerbetini içmesi ile yazılmıştır. Sedye ile götürülen bir yaralı askerin komutanın yanından geçerken “şehit olmadım paşam diyerek üzüntüsünü dile getirmesi, iman gücünün en açık bir örneğidir. Allah Teala Kur’an-ı Keriminde <strong>“Allah yolunda öldürülenleri ölüler demeyin, bilakis onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz”</strong>(2) buyuruyor. Peygamberimiz(s.a.v.) “Cennete giren hiçbir kimse yeryüzündeki her şey</p>
<p>kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit, gördüğü ikram ve itibar sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.”(3) “şehitliği gönülden arzu eden kimse şehit olmasa bile sevabına nail olur.”(4) müjdesini veriyor.</p>
<p><strong>Aziz Cemaat!</strong></p>
<p>Milli birlik ve beraberliğin en güzel örneğini Çanakkale ruhunda görüyoruz. Bu toprakları düşmanlara çiğnetmemek, Anadolu’nun bağrından semaya yükselen ezan seslerini susturmamak, toprağın altındaki şehitleri rahatsız etmemek, üstündekileri de zillete düşürmemek için canla başla çalışmak, çocuklarımıza Çanakkale destanını ve ardındaki manevi ruhu anlatmak, bize bırakılan bu maddi ve manevi mirasa sahip çıkmak, hem dini hem de milli borcumuzdur. Zira; “sahipsiz olan memleketin batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır”.</p>
<p><strong>Aziz Müslümanlar! </strong></p>
<p>“Tarihini Bilmeyenlerin Coğrafyasını başkaları çizer” sözünü unutmayalım. Bütün bu gerçekler karşısında bize düşen en önemli görev, Çanakkale ruhunu çok iyi kavramaktır. O ruhu tüm benliğimizle yaşamak ve yaşatmaktır. Gençlerimize, geleceğimize bu ruhu vermektir. Aramıza sokulmak istenen fitnelere karşı uyanık olmaktır. Milletçe, kardeşlik duyguları içinde kenetlenmektir. Unutmayınız ki, Çanakkale’de emperyalist dünyanın sırtını yere getiren şehitlerimizin, bize emanet ettikleri bu ruhu ancak böyle yaşatabiliriz. Hutbeme burada son verirken, Çanakkale’de destanlar yazan ve bize bu cennet vatanı ve onu koruyacak en önemli güç olan Çanakkale ruhunu miras bırakan aziz şehitlerimize Yüce Mevlâ’dan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun.</p>
<p><strong>HAZIRLAYANIN ADI:</strong> Mesut BAYAR</p>
<p><strong>ÜNVANI:                      :</strong> Şirvan İlçe Vaizi</p>
<p>______________________________________</p>
<p>1-Buhari, Cihad 7 /2835</p>
<p>2-Bakara S. Ayet-154</p>
<p>3-Buhari, Cihat-199</p>
<p>4-Buhari, Cihat-21</p>
<img src="http://www.cumahutbeleri.net/?ak_action=api_record_view&id=552&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/canakkale-ruhu-ve-sahadet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlat Eş ve Anne Olarak Kadın</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/evlat-es-ve-anne-olarak-kadin.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/evlat-es-ve-anne-olarak-kadin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Mar 2012 11:04:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=549</guid>
		<description><![CDATA[Allah (cc.), yeryüzüne halife tayin ettiği insanı, erkek ve kadın olarak yaratmıştır. İnsanın bu dünyaya gelişini de cinsiyetini tercih etmesini de kendisine bırakmamıştır. Nitekim Şura Suresi’nde şöyle buyrulmaktadır: “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir. Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah (cc.), yeryüzüne halife tayin ettiği insanı, erkek ve kadın olarak yaratmıştır. İnsanın bu dünyaya gelişini de cinsiyetini tercih etmesini de kendisine bırakmamıştır. Nitekim Şura Suresi’nde şöyle buyrulmaktadır: “<strong>Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. <span id="more-549"></span></strong></p>
<p><strong>O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir. Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir</strong>.”[1] Ancak bu ilahî takdire, geçmiş, bugün ve gelecekte boyun eğmeyen, erkek evladını kız evladına üstün tutan asi kulun durumu ise şöyle yerilmektedir:</p>
<p>“<strong>Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!</strong>”[2]</p>
<p><strong>“En mükemmel eş”</strong> ve <strong>“dört kız çocuk babası”</strong> olan Allah Resûlü, <strong>“Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyamet günü o kimseyle ben, şöyle (parmaklarını bitiştirerek) yanyana bulunacağız”</strong> buyurdu.[3] Bir başka hadiste ise Efendimiz (sav): <strong>“Her kim kız çocukları yüzünden bir sıkıntıya uğrar da onlara iyi bakarsa, bu çocuklar onu cehennem ateşinden koruyan bir siper olurlar”<strong>[4]</strong> </strong>buyurmaktadır.</p>
<p><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></p>
<p><strong>“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi (Allah’ın varlığının ve kudretinin) delillerindendir Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır”</strong>[5]</p>
<p>Bugünün kız çocukları hiç şüphesiz yarının eşleri ve anneleri olacaktır. Her durumda eşler ve anneler ile iyi geçinmemiz gerektiği, hem ayetlerde hem de hadislerde emredilmektedir. Bakınız hadisi şerifte ne buyuruluyor: “<strong>Mü’minlerin îmân bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. En hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.”<strong>[6]</strong></strong> Diğer bir hadiste ise şöyle buyrulmaktadır: <strong>“Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu muhakkak beğenecektir.”<strong>[7]</strong> </strong></p>
<p><strong>Değerli Müminler!</strong></p>
<p>Varlık sebebimiz olan anne ve babamıza nasıl davranmamız gerektiğini yine Kur’an’dan öğrenmekteyiz: “<strong>Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da anne-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır</strong>.”[8] Bir başka ayette ise şöyle buyrulmaktadır: “<strong>Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine &#8220;of!&#8221; bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: &#8220;Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!&#8221; diyerek dua et</strong>.”[9]</p>
<p>“Bir adam Resûlullah (sav)’e gelerek:<strong> “Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir?</strong> diye sordu. Resûlullah (sav):  <strong>“Annen!”</strong> buyurdu.  Adam:  <strong>Ondan sonra kimdir?</strong> diye sordu.  <strong>“Annen!”</strong> buyurdu. Adam tekrar:  <strong>Ondan sonra kim gelir?</strong> diye sordu.  <strong>“Annen!”</strong> dedi. Adam tekrar:  <strong>Sonra kim gelir?</strong> diye sordu. Resûl-i Ekrem (sav): <strong>“Baban!”</strong> cevabını verdi.”[10]</p>
<p><strong>Kardeşlerim!</strong></p>
<p>Toplumda çeşitli rolleri cesaretle üstlenip bize destek olan eşlerimize, üzerimizden hayır dualarını eksik etmeyen annelerimize ve de göz aydınlığımız olan evlatlarımıza gereken merhamet, sevgi ve saygıyı gösterirsek her daim huzur ve mutluluk bizi bulacaktır. Unutmayalım ki; huzur annelerimizledir, huzur eşlerimizledir, huzur evlatlarımızladır. Hutbemi şu dua ile bitiriyorum: <strong>“Rabbimiz! Bizlere eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz nuru olacak (hayırlı) insanlar ihsan et ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder kıl</strong>.”[11]</p>
<div><br clear="all" /></p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<div>
<p>[1] Şura 42/49-50.</p>
</div>
<div>
<p>[2] Nahl 16/58-59.</p>
</div>
<div>
<p>[3] Müslim, Birr, 149.</p>
</div>
<div>
<p>[4] Müslim, Birr, 147.</p>
</div>
<div>
<p>[5] Rum 30/21.</p>
</div>
<div>
<p>[6] Tirmizi, Rada, 11.</p>
</div>
<div>
<p>[7] Müslim, Rada, 61.</p>
</div>
<div>
<p>[8] Lokman 31/14.</p>
</div>
<div>
<p>[9] İsra 17/24.</p>
</div>
<div>
<p>[10] Buhari, Edeb, 2; Müslim, Birr, 1.</p>
</div>
<div>
<p>[11] Furkan 25/74.</p>
</div>
</div>
<img src="http://www.cumahutbeleri.net/?ak_action=api_record_view&id=549&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/evlat-es-ve-anne-olarak-kadin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

