<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CUMA HUTBELERİ</title>
	<atom:link href="http://www.cumahutbeleri.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cumahutbeleri.net</link>
	<description>Diyanetin Hazırladığı Haftalık Cuma Soohbetleri Vaazlar ve Dini İçerikli Geniş Kaynaklar Diyanetten Haber ve Duyurular</description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Mar 2010 11:35:54 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ekonomik Hayatta Ticari ve Ahlaki Prensipler</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/ekonomik-hayatta-ticari-ve-ahlaki-prensipler.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/ekonomik-hayatta-ticari-ve-ahlaki-prensipler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 11:34:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[din ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[din ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[dinde esnaf]]></category>
		<category><![CDATA[dinimizde hile]]></category>
		<category><![CDATA[dinimizde ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[islam ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[islamda ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[islamda ticari ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü tartı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=202</guid>
		<description><![CDATA[Bizler hayatımızı sürdürebilmek, zarurî ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek için ekonomik faaliyetler içinde olmak zorundayız. Bu sebeple dinimiz her konuda olduğu gibi ekonomik ve ticari faaliyetler hakkında da prensipler koymuştur. Cenab-ı Hak bir âyet-i kerimede şöyle buyurur: “Ölçüyü tartıyı doğru yapın, eksik yapanlardan olmayın.”[1] 
Yine Yüce Rabbimiz, bu uyarıyı dikkate almayanları Mutaffifin suresinde şöyle ikaz etmiştir: “İnsanlardan alırken ölçüp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizler hayatımızı sürdürebilmek, zarurî ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek için ekonomik faaliyetler içinde olmak zorundayız. Bu sebeple dinimiz her konuda olduğu gibi ekonomik ve ticari faaliyetler hakkında da prensipler koymuştur.<span id="more-202"></span> Cenab-ı Hak bir âyet-i kerimede şöyle buyurur: <strong>“Ölçüyü tartıyı doğru yapın, eksik yapanlardan olmayın.”<a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftn1"><strong>[1]</strong></a> </strong></p>
<p>Yine Yüce Rabbimiz, bu uyarıyı dikkate almayanları Mutaffifin suresinde şöyle ikaz etmiştir: <strong>“İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!”<a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftn2"><strong>[2]</strong></a></strong> Peygamberimiz S.A.V. bir satıcının yaş buğdayın üzerine kuru buğday dökerek sattığını görünce, “<strong>Bizi aldatan bizden değildir</strong>”<a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftn3">[3]</a> buyurmuş, diğer taraftan “<strong>Doğru sözlü ve güvenilir tüccar (ahirette) peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber bulunacaktır”<a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftn4"><strong>[4]</strong></a> </strong>buyurarak<strong> </strong>dürüst tüccarı övmüş ve müjdelemiştir.</p>
<p><strong>Değerli Müminler!</strong></p>
<p>İslam’ın temeli güzel ahlâktır. Nitekim Efendimiz <strong>“Ben sadece güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim”<a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftn5"><strong>[5]</strong></a></strong> buyurmuştur. Müslümana yakışan, hayatın her alanında olduğu gibi ticaretinde de İslâm’ın ahlâkî prensiplerine bağlı kalmasıdır. Buna göre dinimiz aldatma, yalan yere yemin etme, hileli ölçüp tartma, karaborsacılık ve müşteri kızıştırmayı yasaklamıştır. Dürüstlüğü, iş hayatında kaliteyi, çalıştırdığı işçinin hakkını alın teri kurumadan vermeyi, işini hakkıyla yapmayı emretmiştir. Bütün bunları ifade sadedinde Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “<strong>En temiz kazanç, o tüccarın kazancıdır ki, konuştuğunda yalan söylemez, müşterilerine hainlik etmez, vaadlerini yerine getirir, sözünden dönmez. Bir malı daha ucuza alayım diye kötülemez, satarken daha pahalıya satayım diye övmez. Borçlarını zamanında öder, geciktirmez. Alacakları hususunda da borçlusunu sıkıştırıp zora sokmaz</strong>”<a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftn6">[6]</a>.</p>
<p>Bütün bunların yanında mümin ticaret yaparken diğer dinî sorumluluklarını da ihmal etmez, işini ibadetine engel görmez, namazını kılar, zekatını verir, ahiret muhasebesini her zaman yapar. Bu şekilde davranan Müslüman işadamını Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde şöyle övmüştür: “<strong>Onlar, ticaret ve alış-verişin kendilerini Allah&#8217;ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar. İşte Allah, yaptıkları işlerin en güzeliyle onları mükafatlandıracak, onlara lütfundan daha fazlasını bahşedecektir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir</strong>”<a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftn7">[7]</a> </p>
<p><strong>Muhterem Müminler, </strong></p>
<p>Hutbemi bir hadis-i şerif mealiyle bitiriyorum: “<strong>Satarken ve alırken, borcunu isterken ve öderken kolaylık gösteren kimseye Allah merhamet eylesin</strong>”<a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftn8">[8]</a> </p>
<p>             Dr. Adil ŞAHİN</p>
<p>Gazi Atik Ali Paşa Camii İmam-Hatibi</p>
<hr size="1" /><a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftnref1">[1]</a> Şuara, 26/181-182</p>
<p><a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftnref2">[2]</a> Mutaffifin, 82/1-2-3</p>
<p><a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftnref3">[3]</a> Müslim, Îmân 164, Fiten 16</p>
<p><a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftnref4">[4]</a> Tirmizi, Büyû; 4; İbn Mâce; Ticârât, 1</p>
<p><a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftnref5">[5]</a> Beyhaki, Şehâdât 39</p>
<p><a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftnref6">[6]</a> Et-Terğib ve’t-Terhib, II, 586.</p>
<p><a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftnref7">[7]</a> Nur, 24/37</p>
<p><a href="http://www.cumahutbeleri.net/wp-admin/post-new.php#_ftnref8">[8]</a> Buhari,Büyu,16</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/ekonomik-hayatta-ticari-ve-ahlaki-prensipler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emanete Riayet ve Emin olmak</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/emanete-riayet-ve-emin-olmak.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/emanete-riayet-ve-emin-olmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 13:18:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[dini emanetler]]></category>
		<category><![CDATA[dinimizde emanet]]></category>
		<category><![CDATA[emanet]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal emanet]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal emanetler]]></category>
		<category><![CDATA[şirk koşmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=198</guid>
		<description><![CDATA[Müslüman’ın en temel vasıflarından birisi emin bir kişi olması ve emanete riayet etmesidir. Müslüman kelimesiyle aynı anlamı taşıyan mümin kelimesi, kişinin inanması ve çevresine güven vermesi anlamındadır. Buna göre hakiki mümin, dinin kurallarına göre iman eden, çevresinde emin olarak bilinen ve emanete riayet eden kimsedir.
Aziz cemaat!
Emniyet ve güven, toplumun sosyal, siyasî ve iktisadî hayatı için hayati [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Müslüman’ın en temel vasıflarından birisi emin bir kişi olması ve emanete riayet etmesidir. Müslüman kelimesiyle aynı anlamı taşıyan mümin kelimesi, kişinin inanması ve çevresine güven vermesi anlamındadır.<span id="more-198"></span> Buna göre hakiki mümin, dinin kurallarına göre iman eden, çevresinde emin olarak bilinen ve emanete riayet eden kimsedir.</p>
<p><strong>Aziz cemaat!</strong></p>
<p>Emniyet ve güven, toplumun sosyal, siyasî ve iktisadî hayatı için hayati önem taşımaktadır. Zira bireyleri birbirine güvenmeyen bir toplumun, huzur ve güven içinde yaşaması mümkün olmadığı gibi, ekonomik olarak istenen seviyeye olaşması da mümkün değildir. Bunun için yüce dinimiz olan İslam, her Müslüman’ın güvenilir bir kişi olmasını, emanetine riayet etmesini ve doğru konuşmasını ısrarla tavsiye ederek emretmiştir. Yüce dinimiz, ayrıca doğru konuşmayı ve emanete riayet etmeyi kâmil imanın nişanesi saymıştır.</p>
<p><strong>Değerli müminler!</strong></p>
<p>Yüce Allah’a şükürler olsun ki bizi, iki cihan serveri, kâinatın efendisi, insanlar ve cinlerin peygamberi Hz. Muhammed’in ümmeti olarak yaratmıştır. Hz. Muhammed ise, dost ve düşman herkes tarafından emin bir kişi olarak bilinir ve Muhammed’ül-Emin olarak tanınıyordu. Biz de onun ümmeti</p>
<p>olduğumuza göre, onun gibi emin olmalı, dost ve düşman, tüm çevremize güven vermeliyiz. İnsanların bize güvenmeleri için, daima doğru konuşmalı, diğer insanlarla olan tüm ilişki ve münasebetlerimizde dürüst olmalı, insanların hak ve hukukuna saygılı olmalı ve başkalarına hiçbir şekilde zarar vermemeliyiz. </p>
<p><strong>Muhterem Müminler!</strong></p>
<p>Müminin, hem Yüce Allah’a hem de insanlara karşı birtakım vazife ve sorumlulukları vardır. Müminin Yüce Allah’a karşı vazifesi, O’na ibadet edip kendisine şirk koşmaması, insanlara karşı vazifesi ise, insanları aldatmaması, insanlara karşı dürüst muamele yapması ve insanlara zarar vermemesidir.  Doğru sözlü ve emin olmak, müminin vazgeçilmez iki vasfıdır. Hutbemin başında okuduğum hadisi şerifte de Resûlullah (sas) bu hususları şöyle beyan etmektedir: “Müslüman, diğer Müslümanların dilinden ve elinden emin oldukları kimsedir, mümin ise, diğer müminlerin kanları ve malları konusunda kendisinden emin oldukları kimsedir.”</p>
<p>Sözlerimi, hutbemin başında okuduğum ayeti kerimenin mealiyle noktalıyorum. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor…”</p>
<p>Muhsin Demirel</p>
<p>Çatak müftüsü</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/emanete-riayet-ve-emin-olmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevlid Kandili</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/mevlid-kandili-2.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/mevlid-kandili-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 03:43:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Kandil]]></category>
		<category><![CDATA[kandiller]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlid]]></category>
		<category><![CDATA[mevlid kandili]]></category>
		<category><![CDATA[put]]></category>
		<category><![CDATA[putlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rebiulevvel]]></category>
		<category><![CDATA[Rebiulevvel ayı]]></category>
		<category><![CDATA[Resûl-i Ekrem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=194</guid>
		<description><![CDATA[Önümüzdeki Perşembeyi Cuma&#8217;ya bağlayan gece &#8220;Mevlid Kandili&#8221;, yani ay takvimine göre Sevgili Peygamberimizin dünyayı teşriflerinin yıl dönümüdür.
Hz. Muhammed (s.a.v), miladi 571 yılında Rebiulevvel aynın 12&#8242;nci gecesi Mekke&#8217;de dünyaya geldi. Güneş henüz ufku aydınlatmadan, âlemler onun nuru ile aydınlandı.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz peygamberlik öncesi hayatında kendisini tanıyan herkesin güvenini, saygı ve takdirini kazanmıştı. Bu yüzden Mekkeliler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Önümüzdeki Per<span style="font-family: Times New Roman;">şembeyi Cuma&#8217;ya ba</span>ğ<span style="font-family: Times New Roman;">layan gece &#8220;Mevlid Kandili&#8221;, </span>yani ay takvimine göre Sevgili Peygamberimizin dünyayı te<span style="font-family: Times New Roman;">şriflerinin y</span>ı<span style="font-family: Times New Roman;">l dönümüdür.</span></p>
<p dir="ltr">Hz. Muhammed (s.a.v), miladi 571 yı<span style="font-family: Times New Roman;">lında Rebiulevvel aynın 12&#8242;nci gecesi Mekke&#8217;de dünyaya geldi. Güneş henüz ufku aydınlatmadan, âlemler onun nuru ile aydınlandı.<span id="more-194"></span></span></p>
<p dir="ltr">Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz peygamberlik öncesi hayatı<span style="font-family: Times New Roman;">nda kendisini tanıyan herkesin güven</span>ini, saygı<span style="font-family: Times New Roman;"> ve takdirini kazanmıştı. Bu yüzden Mekkeliler ona, daha çocukluk döneminden itibaren &#8220;Muhammedü&#8217;l-emin&#8221; diyorlar; en kıymetli eşyalarını ona emanet ediyorlardı. </span></p>
<p dir="ltr">Kâbe&#8217;nin onarı<span style="font-family: Times New Roman;">mı sırasında, &#8220;Hacer-i esved&#8221;in yerine konulması ile ilgili olarak çıkan anlaşmazlıkta Mekkeliler onun hakemliğine razı oldular. Çünkü haktan ve dürüstlükten ayrıldığı hiç görülmemişti. </span></p>
<p dir="ltr">Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, İ<span style="font-family: Times New Roman;">slam’a davete başladığı sırada Mekke, putperestliğin merkezi</span>ydi. Kâbe ve civarı<span style="font-family: Times New Roman;"> putlarla doluydu. Râsûl-i Ekrem (s.a.v.) yetim olarak büyümüştü, malî bakımdan da güçlü değildi. Geleneklerine ve putperestliğe körü körüne bağlı olan ve maddî yönden de bunda çıkar gören Mekke halkına karşı; Allah&#8217;tan başka yardımcısı yoktu. Bundan dolayı müşriklerin şiddetli tepki ve baskılarına maruz kaldı. Fakat karşılaştığı zorluklar, sıkıntı ve eziyetler onun azmini kıramadı.</span></p>
<p dir="ltr">Ta<span style="font-family: Times New Roman;">ş ve a</span>ğ<span style="font-family: Times New Roman;">açtan put yapıp tapan; kendi öz kızını diri diri toprağa gömen bir kitleden; şefkat, merhamet ve nezaket örneği bir toplum meydana getirdi. </span></p>
<div dir="ltr"><strong></strong></div>
<p><strong></p>
<p dir="ltr"> </p>
<p dir="ltr">　</p>
<p dir="ltr">　</p>
<p dir="ltr">Muhterem Müminler</p>
<p> </p>
<p></strong></p>
<p dir="ltr">Sevgili Peygamberimiz, güler yüzlü, nazik, ince ve hassas ruhlu idi. Katı<span style="font-family: Times New Roman;"> yürekli, sert ve kırıcı değildi. Kendisinden sert ve kaba hiçbir söz duyulmazdı. Nitekim Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de: &#8220;</span></p>
<div dir="ltr"><strong>Allah&#8217;ı<span style="font-family: Times New Roman;">n rahmetinin bir eseri olarak sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi</span>.&#8221; buyurulmu<span style="font-family: Times New Roman;">ştur.</span></strong></div>
<p><strong></p>
<p dir="ltr">Mekke&#8217;nin fethedildiğ<span style="font-family: Times New Roman;">i gün, kendisine her türlü kötülüğü reva gören ve nihayet çok sevdiği Mekke&#8217;den göçe mecbur edenlere şöyle demişti: </span></p>
<p dir="ltr">-&#8221;Bugün ayı<span style="font-family: Times New Roman;">bınızı yüzünüze vurmayacağım&#8230; Haydi gidiniz, hepiniz serbestsiniz&#8230;&#8221; </span></p>
<div dir="ltr"><strong></strong></div>
<p><strong></p>
<p dir="ltr">Aziz Cemaat</p>
<p> </p>
<p></strong></p>
<p dir="ltr">Bizler güzel ahlakı<span style="font-family: Times New Roman;"> tamamlamak için gönderilen </span>bir peygamberin ümmetiyiz. Kur&#8217;an-ı<span style="font-family: Times New Roman;"> Kerim&#8217;de onun hakkında: &#8220;</span></p>
<div dir="ltr"><strong>Allah&#8217;ı<span style="font-family: Times New Roman;">n Rasûlünde, sizin için en güzel örnek vardır</span>.&#8221; <strong>&#8220;Peygamber size ne verdiyse onu alı<span style="font-family: Times New Roman;">n, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin.</span>&#8220;</strong> &#8220;<strong>Kim Peygambere itaat ederse, gerçekte Allah&#8217;a itaat etmi<span style="font-family: Times New Roman;">ştir.</span>&#8221; &#8220;<strong>Şüphesiz sen, büyük bir ahlâka sahipsin</strong>.&#8221; buyurulmaktadı<span style="font-family: Times New Roman;">r.</span></strong></strong></div>
<p><strong><strong></p>
<p dir="ltr">O halde Sevgili Peygamberimiz&#8217;i iyi tanı<span style="font-family: Times New Roman;">yalım. O&#8217;nun hayatını, örnek yaşayışını, üstün ahlâkını, güzel öğütlerini öğrenelim ve öğretelim. Çocuklarımıza küçük yaştan itibaren Peygamberimizi tanıtalım. Onların temiz kalplerine Allah ve Peygamber sevgisi yerleştirelim. Mevlid Kandili dolayısıyla, onlara Peygamberimizi tanıtan, seviyelerine uygun kitaplar hediye edelim. Hayatımızın her alanında, onu kendimize örnek edinelim ve onun gösterdiği </span>aydı<span style="font-family: Times New Roman;">nlık</span> yoldan ayrı<span style="font-family: Times New Roman;">lmayalım.</span></p>
<p dir="ltr">Rabbim cümlemizi ona layı<span style="font-family: Times New Roman;">k ümmet kıls</span>ın, ahirette de <span style="font-family: Times New Roman;">şefaatine nail olmay</span>ı<span style="font-family: Times New Roman;"> nasip eylesin.</span></p>
<p dir="ltr">　</p>
<p dir="ltr">Bekir KESGİ<span style="font-family: Times New Roman;">N</span></p>
<p dir="ltr">Merkez Fatih Camii İ<span style="font-family: Times New Roman;">mam-Hatibi</span></p>
<p dir="ltr">BÜYÜKÇEKMECE</p>
<p dir="ltr"> </p>
<p> </p>
<p></strong></strong> </p>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/mevlid-kandili-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanın Kendini Unutması</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/insanin-kendini-unutmasi.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/insanin-kendini-unutmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 12:36:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[dünyevi]]></category>
		<category><![CDATA[idrak]]></category>
		<category><![CDATA[intizam]]></category>
		<category><![CDATA[nizam]]></category>
		<category><![CDATA[ölümü anma]]></category>
		<category><![CDATA[ölümü hatırlama]]></category>
		<category><![CDATA[tabiat]]></category>
		<category><![CDATA[unutma]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[Allah Teâla insanı en güzel şekilde yaratmış, onu, akıl ve idrak gibi üstün meziyetlerle donatmış, yeryüzünün nizam ve intizamını sağlamak üzere “halife”si, yani yeryüzünün sorumlusu, yöneticisi, yaşatıcısı olarak göndermiştir. Bu halifelik görevimizin gereği olarak bizler yalnız kendimizden değil ailemizden yakın ve uzak çevremizden, hatta canlı ve cansız tabiatın dengesinden, düzeninden sorumluyuz. Ne demiş Hz. Ömer:
&#8220;Kenâr-ı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah Teâla insanı en güzel şekilde yaratmış, onu, akıl ve idrak gibi üstün meziyetlerle donatmış, yeryüzünün nizam ve intizamını sağlamak üzere “halife”si, yani yeryüzünün sorumlusu, yöneticisi, yaşatıcısı olarak göndermiştir. Bu halifelik görevimizin gereği olarak bizler yalnız kendimizden değil<span id="more-190"></span> ailemizden yakın ve uzak çevremizden, hatta canlı ve cansız tabiatın dengesinden, düzeninden sorumluyuz. Ne demiş Hz. Ömer:</p>
<p>&#8220;Kenâr-ı Dicle&#8217;de bir kurt aşırsa bir koyunu<br />
 Gelir de adl-i İlahi sorar Ömer&#8217;den onu!&#8221;</p>
<p>Değerli Kardeşlerim!</p>
<p>Yaşadığımız çağın tehlikelerinden biri de dünyevileşmedir; aşırı dünya tutkusunun yaygınlaşıp âhiretin unutulmasıdır. Dünya ve âhiret dengesini korumayı hedefleyen dinimiz, insanın orta yolu takip etmesini tavsiye etmiştir. İnsan bir beşer olarak zaman zaman nefsine uyarak kendisine yüklenen sorumlulukları unutabilmektedir. Bunun için dinimiz bize doğru yolu göstermekte, nefsimizin arzularına, şeytanın oyunlarına gelmemek için bizi uyarmaktadır. Bir âyet-i kerimede şöyle buyuruluyor: “Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o şeytan hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. </p>
<p>Aziz Müminler!<br />
Dünyevileşme hastalığının çaresi dünya hayatının fani olduğunu unutmayıp, Ahiret hayatını ve mahşerdeki hesabı devamlı olarak hatırda tutmaktadır.<br />
Peygamberimiz (S.A.V.) bu hususta şu uyarıda bulunmuştur: “Benden sonra dünyanın nimetleri ve zinetleri önünüze serilip de onlara gönlünüzü kaptırmanızdan korkuyorum.”  Peygamberimizin bu uyarısı dünyayı terk etmeye yönelik değildir. Nitekim bir defasında Resûl-i Ekrem Efendimiz, dünyadan el etek çekip ibadete yönelmeyi kararlaştıran üç kişiyi uyarmıştır.  Kur’an-ı Kerim’de dünyadaki her şeyin insanoğlu için yaratıldığı bildirilmiştir. Ayrıca, sık sık okuduğumuz “ Rabbenâ Âtina…” âyetinde “Rabbimiz bize dünyada da ahirette de iyilik ver”  şeklinde dua etmemiz öğütlenmiştir. “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi âhiret için çalış” prensibi dünya için çalışırken âhireti unutmamamız gerektiğini ifade etmektedir. </p>
<p>Muhterem Cemaat!<br />
İnsan kendisini dünyaya kaptırıp da âhireti unutunca başka neleri unutmaz ki! Yüce Kitabımız bildiriyor ki, nefsine ve dünyaya kul olan insan Allah’ı,  Ahiret gününü, hesabı  unutur. Uyarıları ve öğütleri  unutur. Günahlarını  unutur.  Başkasını uyarırken nefsini unutur.  Sıkıntıyı atlatınca Allah’a yalvarmayı unutur.<br />
Hutbemi Yüce Kitabımızın bir uyarısıyla bitiriyorum. Şöyle buyuruluyor: “Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” </p>
<p>Kadir KORKMAZ<br />
M.Z. Kotku Camii M-K/ BAŞAKŞEHİR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/insanin-kendini-unutmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aile İçi Şiddet ve İstismar</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/aile-ici-siddet-ve-istismar.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/aile-ici-siddet-ve-istismar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 11:18:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[adam öldürmek]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[din duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[dinimizde cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik teşvik]]></category>
		<category><![CDATA[islamda şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[zevk]]></category>
		<category><![CDATA[zevk günahmı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=186</guid>
		<description><![CDATA[Muhterem Müslümanlar!
O meşhur ve yalın ifadesiyle aile toplumun temel taşıdır. Allah Teâlâ, aile sayesinde yeryüzünde insanların huzur bulmasını, nesillerin devam etmesini ve Yaratanın isteği doğrultusunda bir hayat yaşanmasını murat etmiştir. Dinimiz evliliği teşvik etmiş, evlilik dışı kadın-erkek ilişkilerini haram kılmıştır. Üzülerek belirtmek gerekir ki, günümüzde maneviyattan yoksun, maddeci, zevk düşkünü ve bireyci bir anlayışın yaygınlaştığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Müslümanlar!<br />
O meşhur ve yalın ifadesiyle aile toplumun temel taşıdır. Allah Teâlâ, aile sayesinde yeryüzünde insanların huzur bulmasını, nesillerin devam etmesini ve Yaratanın isteği doğrultusunda bir hayat yaşanmasını murat etmiştir. Dinimiz evliliği teşvik etmiş,<span id="more-186"></span> evlilik dışı kadın-erkek ilişkilerini haram kılmıştır. Üzülerek belirtmek gerekir ki, günümüzde maneviyattan yoksun, maddeci, zevk düşkünü ve bireyci bir anlayışın yaygınlaştığı dünyamızda şiddete yönelen insanların sayısı gittikçe artmaktadır. Acımasızca işlenen cinayetler artık aileyi de kıskacına almıştır. Yakın akrabalar dahi birbirini hunharca öldürebilmektedir. Hatta şefkat timsali olan anneler bile yavrularını katledebilecek duruma gelmiştir. Fedâkarlık ve özveri merkezi olması gereken aile, bencilliğin ve bireysel hesapların öne çıktığı bir şiddet ve istismar ortamına dönüşmektedir.<br />
Değerli Müminler!<br />
İnsanlar arasındaki bu olumsuz eğilimleri dizginleyen, toplumun sevgi ve şefkat ocağı konumundaki ailelere hayat veren, ailevi ilişkileri normalleştiren en büyük güç ise din duygusudur, Allah korkusudur. Ne güzel ifade etmiş İstiklal şairimiz:<br />
“Ne irfandır, veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır.<br />
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.”<br />
Bu korkunun kalplerden silindiği bir dünyada artık “insan insanın kurdudur.”<br />
Bu bakımdan manevi hayatın yaşanmasını sadece belli zaman ve zeminlere tahsis etmek, Din eğitimini ve öğretimini sadece bir inanç meselesi olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Din eğitimi ve öğretimi, ailenin hem yıkımdan hem de şiddetten ve istismardan uzak tutulmasının, insan neslinin bozulmadan korunmasının teminatıdır. Yaşadığımız yüzyıl göstermiştir ki, insanların Dinden uzaklaşması ve dini duygularının zayıflamasında, aile kurumu da büyük zarar görmektedir. İnsanların, kalplerini imanla donatmaları hem ferdî hem de ailevî huzur ve mutluluğun en büyük teminatıdır. Bu gerçeği Mevlâmız şöyle ifade buyurmuştur: “Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur”.<br />
Aziz Cemaat!<br />
Bizim inanç ve kültürümüzde aile yuvası, kişiliğimizin ve kimliğimizin şekillendiği, dinin, ahlakın ve edebin, hak ve hukukun ilk öğrenildiği bir mekteptir; karşılıklı sevgi, saygı ve fedakârlık gibi yüce değerlerin kazanıldığı bir ortamdır. Burada şiddet ve istismar gibi yanlışlara yer yoktur. Bu güzel din, değil aile içersinde, savaş durumlarında bile çocuklara, yaşlılara ve kadınlara dokunulmasını, mâsum insanların kanının dökülmesini yasaklamıştır. Bizim Peygamberimiz, hayatında ne bir eşine ne de herhangi bir kadına ve çocuğa el kaldırmamıştır.  O şefkat ve merhamet Peygamberinin ümmetinden buna rağmen aile içi şiddet ve istismara sapanlar, hem Aziz Peygamberimizin yolundan, ahlâkından uzaklaşmış oluyorlar; hem de günümüzde İslam’a karşı düşmanlık besleyenlere büyük bir fırsat vermiş oluyorlar. Aile içi şiddet ve istismar, Yüce Kitabımızla ve Sevgili Peygamberimizin temiz ahlakıyla asla bağdaşmayan ilkelliklerdir.<br />
Yüce Rabbim her türlü yanlışlardan ve kötülüklerden bizleri esirgesin, ailelerimizi sevgi, şefkat ve huzur yuvaları eylesin. </p>
<p>Dr. Nihat TOSUN<br />
Mimar Hayrettin Camii<br />
ÇEMBERLİTAŞ &#8211; FATİH</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/aile-ici-siddet-ve-istismar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Ali (R.A)</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/hz-ali-r-a.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/hz-ali-r-a.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 11:06:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[halife nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti ali]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[son halife]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[Tabiîn’in büyüklerinden Süfyan b. Uyeyne: “Salihlerin anıldığı yere rahmet iner” der. Biz de ölüm yıldönümü münasebetiyle bugün, Dâmâd-ı Nebî Hz. Ali’yi, o büyük velîyi yâd ederek, inecek rahmetten nasibimizi almaya çalışacağız.
28 Ocak, İslam tarihinde çok acı bir olayın, Hz. Ali (r.a.)’nin şehid edilişinin yıldönümüdür.
Genellikle kabul edildiğine göre Hz. Ali Efendimiz bundan 1349 yıl önce Miladi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tabiîn’in büyüklerinden Süfyan b. Uyeyne: “Salihlerin anıldığı yere rahmet iner” der. Biz de ölüm yıldönümü münasebetiyle bugün, Dâmâd-ı Nebî Hz. Ali’yi, o büyük velîyi yâd ederek, inecek rahmetten nasibimizi almaya çalışacağız.<span id="more-182"></span><br />
28 Ocak, İslam tarihinde çok acı bir olayın, Hz. Ali (r.a.)’nin şehid edilişinin yıldönümüdür.<br />
Genellikle kabul edildiğine göre Hz. Ali Efendimiz bundan 1349 yıl önce Miladi 661 26 Ocak’ta Kûfe’de sabah namazı kılarken Abdurrahman İbn-i Mülcem isimli bir hâricî eşkıyası tarafından zehirli bıçakla yaralanmış, iki gün sonra da şehid olmuştur.<br />
Muhterem Müminler!<br />
Kara gün dostu olmanın, zor zamanlarda yardıma koşmanın fazileti başkadır. Daha ilk günden itibaren, inkârcılara ve zalimlere karşı mallarıyla, canlarıyla Rasûlullah (s.a.v.)’ın safında yer alan Ashab-ı Kiram, Allah ve Resulü’nün büyük takdirlerine mazhar olmuşlardır. Yüce Rabbimiz: “Radıyallahu anhum” diyerek onlardan hoşnut olduğunu bildirmiştir. Sevgili peygamberimiz de: “Ashabım hakkında kötü söz söylemeyin. Çünkü sizlerden biri, Allah yolunda, Uhud dağı kadar altın harcasa, onların verdiği bir ölçek hurmanın sevabına erişemez.” buyurarak onların zor zamanlarda İslam’a yaptıkları hizmetin büyüklüğüne işaret etmiştir.<br />
Hz. Ali (r.a.) de bu takdirlere nâil olan bahtiyarlardan biridir. Hz. Ali İslâm’la ilk müşerref olanlardandır. Daha çocuk yaşta Hak davete icabet etmiş, Mekke döneminin sıkıntılarını yaşamış, Medine’ye hicret etmiş, Resul-i Ekrem’le beraber seferlere iştirak ederek cihad meydanlarının bükülmez kılıcı olmuştur. Bu faziletlerinden dolayı Peygamberimizin (s.a.v.) medh-ü senâlarına nâil olmuş, Müslümanların gönlünde taht kurmuştur.<br />
Bir hadis-i şeriflerinde Peygamberimiz: “Ben kimin dostu isem Ali de onun dostudur” buyurarak ona olan derin muhabbetini ifade etmiştir. Efendimiz, Medine’de Ensar ve Muhacirleri kardeş yaparken Hz. Ali’ye kardeş vermemişti. Hz. Ali’nin buna üzüldüğünü görünce: “Dünyada ve ahirette senin kardeşin de benim” buyurmuştur. Hayber kalesinin düşmesi gecikince Rasulullah (s.a.v.): “Yarın sancağı öyle birine vereceğim ki Allah da Resulü de onu sever; o da Allah’ı ve Resulünü sever” buyurmuş, ertesi gün sancağı şerîfi Hz. Ali’ye teslim etmişti. Hz. Ali de bu şanlı görevin hakkını vermişti.<br />
Değerli Müminler!<br />
Arz ettiklerimiz, Peygamberimizin Hz. Ali hakkındaki hadislerinden bazılarıdır. Hz. Ali&#8217;nin de içinde bulunduğu Sahabe nesli bu ümmetin en hayırlı neslidir. Onlar, İslâm için gösterdikleri büyük fedakârlıklardan dolayı Allah ve Resulünün övgülerine mazhar olmuşlardır. Bugün bize düşen, Allah ve Resulünün övdüklerini övmek, sevdiklerini de sevmektir. Onun için hiç ayrım yapmadan Ashab-ı Kiramı rahmetle ve minnetle yâd ederiz. Aralarında geçen nahoş olaylardan dolayı, onlardan birini veya diğerini sanık yerine koyup yargılamaktan kaçınırız. Sevgili Peygamberimizin ümmetinden isteği de işte budur. Hutbemi Peygamberimizin bir tavsiyesiyle bitirmek istiyorum:<br />
“Ashabım hakkında Allah’tan korkun. Benden sonra onları hedef almayın. Onları seven beni sevdiği için sever, sevmeyen de beni sevmediği için sevmez. Kim onları incitirse beni incitmiştir. Beni inciten Allah’ı incitmiştir.”</p>
<p>Ahmet Efe<br />
Ebubekir Camii İmam-Hatibi<br />
Bağcılar/İstanbul</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/hz-ali-r-a.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geçici Gizli Nikah</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/gecici-gizli-nikah.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/gecici-gizli-nikah.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 13:05:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[dini nikah]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[gizli nikah]]></category>
		<category><![CDATA[islamda nikah]]></category>
		<category><![CDATA[islami evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[nikah]]></category>
		<category><![CDATA[nikahsız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=168</guid>
		<description><![CDATA[Aile, bir milletin temeli ve toplumun çekirdeğidir. Aile olmadan millet var olmaz. Bir milletin gücü aile kurumunun sağlam olmasına bağlıdır. Evlenmek ve yuva kurmak, ruhen ve bedenen sağlıklı her insanın en tabii hakkıdır, zaruri bir ihtiyacıdır. Allah Teâlâ insanı bu ihtiyaç ile yaratmıştır. İnsan neslinin kıyamete kadar var olmasını murat eden Yüce Mevlâmız, bunu ilâhî [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aile, bir milletin temeli ve toplumun çekirdeğidir. Aile olmadan millet var olmaz. Bir milletin gücü aile kurumunun sağlam olmasına bağlıdır. Evlenmek ve yuva kurmak, ruhen ve bedenen sağlıklı her insanın en tabii hakkıdır, zaruri bir ihtiyacıdır.<span id="more-168"></span> Allah Teâlâ insanı bu ihtiyaç ile yaratmıştır. İnsan neslinin kıyamete kadar var olmasını murat eden Yüce Mevlâmız, bunu ilâhî bir kanun olarak erkek ve kadının beraber olmasına bağlamıştır Bu beraberliğin, Rabbimizin gösterdiği ölçüler dâhilinde olmasının adı nikâhtır, evliliktir Bu yol peygamberlerin yoludur Peygamberler evlenmiş ve ümmetlerine de evlenip çoğalmalarını tavsiye etmişlerdir<br />
Değerli Müminler!<br />
Nikâh akdi, aralarında evlenme engeli bulunmayan erkek ve kadının herhangi bir zorlama ve baskı altında kalmaksızın, şahitler huzurunda karşılıklı rızalarını beyan ederek kurulmuş olur. Arada nikâh bağı olmaksızın kurulan evlilik dışı ilişkiler ve adı ne olursa olsun, geçici birliktelikler dinimizce haramdır. Hukukî sorumluluk doğurmayan bütün uygulamalar, İslâm’ın hedeflediği sağlam aile yapısını yansıtmaktan uzaktır. Bu uygulamaların özellikle kadını mağdur hale getirdiği, erkeğin de iffetini zedelediği hepimizin mâlumudur. Nikâhın,   nesebi ve nesli koruyan toplumsal yapıda güveni temin eden bir sözleşme olduğu asla unutulmamalıdır.  <br />
Bu hususta Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Dîni ve ahlâkî yaşantısı hoşunuza giden kimseler size müracaat ettiğinde onları evlendirin. Aksi takdirde yeryüzünde kargaşa ve büyük bir ahlâkî bozukluk olur.” Bu ahlâkî bozulmayla gününüzde karşılaşıyoruz ne yazık ki… Evet nikâhsız beraber yaşama, gizli nikah veya geçici nikah diye tabir edilen uygulamalar, çağımızda bilhassa –sözde- gelişmiş ülkelerde gittikçe yaygınlaşan ahlâkî bozulma ve sapmaları doğurmaktadır. Şu husus asla unutulmamalıdır aziz cemaat: İslam Dini, evliliğin devamlı olmak üzere kurulmasını öngörmüş, nikâh akdinin sıhhati için bunu şart koşmuştur. Yeni bir aile, ancak dinen ve hukuken geçerli bir nikâhla kurulur. Çeşitli mazeretler ileri sürerek geçici veya gizli kıyılan nikâhlar dinimizce geçerli değildir. Nitekim Rasulullah (sav) “Nikâhı ilan ediniz” buyurmuştur.<br />
Muhterem Kardeşlerim!<br />
Aile bütün toplumlarda görülen sosyal bir kurum ve bir duygu mektebidir. İnsanın içinde doğup hayatla tanıştığı bu kutsal müessesenin geleceği asla keyfi isteklere, kötü niyetlere bırakılmamalıdır. Temelleri sağlam atılmalı, yaşatılması için her türlü fedâkarlık gösterilmelidir.<br />
Dinimizin öngördüğü model aile; üyelerinin dayanışması, birbirlerine sevgi, saygı ve fedakârlıkları üzerine kurulur. Her insan ayrı bir dünyadır. Kadın ve erkek, cinsiyetlerine özgü yetenekleriyle büyük bir zenginlik ortaya koyar. Bu sebeple aile üyeleri arasındaki farklılıklar ayrışmaya değil, kaynaşmaya vesile olmalıdır.<br />
Hutbemi Efendimizin bir uyarısı ile bitiriyorum: “Nikâh (evlenme) benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden uzaklaşırsa benden de uzaklaşır.” </p>
<p>SELAHATTİN PALA<br />
ŞİFA FATİH CAMİİ İMAM – HATİBİ<br />
TUZLA/İSTANBUL</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/gecici-gizli-nikah.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahde Vefa</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/ahde-vefa.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/ahde-vefa.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 11:13:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[ahde vefa]]></category>
		<category><![CDATA[Allah sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[baglılık]]></category>
		<category><![CDATA[Din Sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[dinimize baglılık]]></category>
		<category><![CDATA[islama hayranlık]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Allah’ü Teâlâ insanı toplum içinde yaşamak zorunda olan bir varlık olarak yaratmıştır. Bir arada yaşamanın gereği olarak insanlar ihtiyaç duyduklarında birbirleriyle anlaşmalar, sözleşmeler yaparlar. Cenab-ı Hak biz Müslümanlardan yaptığımız anlaşmaların, sözleşmelerin gereğini yerine getirmemizi istemekte;  insanın verdiği sözden dolayı sorguya çekileceğini hatırlamaktadır. 
Muhterem Cemaat!
Ahde vefa, sözünde durma, verdiği sözü yerine getirme İslâm ahlâkının en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah’ü Teâlâ insanı toplum içinde yaşamak zorunda olan bir varlık olarak yaratmıştır. Bir arada yaşamanın gereği olarak insanlar ihtiyaç duyduklarında birbirleriyle anlaşmalar, sözleşmeler yaparlar. Cenab-ı Hak biz Müslümanlardan yaptığımız anlaşmaların, sözleşmelerin gereğini yerine getirmemizi istemekte;  insanın verdiği sözden dolayı sorguya çekileceğini hatırlamaktadır. <span id="more-165"></span></p>
<p>Muhterem Cemaat!</p>
<p>Ahde vefa, sözünde durma, verdiği sözü yerine getirme İslâm ahlâkının en önemli prensiplerinden biridir. İster Allah’a, ister kullara karşı verilmiş olsun her meşru ahit ve söz, atılan her imza insanı borçlu ve sorumlu yapar.<br />
Ahdini bozmak ise zulüm ve haksızlıktır. Sosyal hayatın sağlıklı sürdürülebilmesi ve toplumda itimadın kökleşmesi açısından ahde vefa, hayatî öneme sahiptir. Bunun en güzel örneklerini Sevgili Peygamberimizin hayatında görmekteyiz. Ebû Cehil, Ebû Leheb gibi can düşmanları bile onun vefasından, dürüstlüğünden asla şüphe etmezlerdi. Müslüman olan ve olmayan birçok kimsenin kıymetli eşyası emanet olarak ona verilirdi.  Bu yüzden kendisine “Muhammedü’l-Emin”, demişlerdir.</p>
<p>Değerli Kardeşlerim!</p>
<p>Sözünde durmamak, insanları aldatmaktır. Oysa Peygamberimiz (S.A.V): “Aldatan bizden değildir.”  buyurmuştur. Ahdini bozmak, sözünden dönmek dinen haram olduğu gibi sosyal hayat bakımından da zararlıdır. Çünkü vefasızlık her şeyden önce toplumda güveni yok eder. Bu ise ticari ve sosyal faaliyetleri,  beşerî münasebetleri temelinden sarsar. Sözünde durmayan kimse, aynı zamanda şahsî itibar ve saygınlığını da kaybeder. Kur’an-ı Kerim verilen sözü bizzat Allah adına verilmiş kabul eder. Yüce Allah bakınız ne buyuruyor: “Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle (küçük menfaatlere) satanlar yok mu! işte onların âhirette bir payı yoktur. (Eller boş kalacaktır). Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.”  Allah Teâlâ,  sözüne sadık olmayanların kıyamet günü hasmının bizzat kendisi olacağını haber veriyor.  Kıyamette bir kul için bundan daha büyük bir felâket düşünülebilir mi?</p>
<p>Değerli Kardeşlerim!</p>
<p>Hutbemizi Resûlullah Efendimizin çok önemli olan bir uyarısıyla bitirelim. Buyuruyorlar ki: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edilince hıyanet eder.”  </p>
<p>Kadir KORKMAZ<br />
Mehmet Zahit KOTKU<br />
Cami Müezzin-Kayyımı BAŞAKŞEHİR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/ahde-vefa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ebediyet Yolcusunu Uğurlarken</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/ebediyet-yolcusunu-ugurlarken.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/ebediyet-yolcusunu-ugurlarken.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 13:44:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ebedi yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm yolculuğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=162</guid>
		<description><![CDATA[Bu dünyanın fani oluşunu birçok vesileyle görür ve idrak ederiz. Ağaçlar yeşerir, sonra sararır ve yapraklarını döker. İnsanlar doğar, yaşar ve ölürler. Ölüm gerçeği her canlının başına gelecektir. Allah Teala: “Her nefis ölümü tadacaktır” ayet-i kerimesi ile bunu hatırlatmakta ve bir gün huzuruna çıkacağımızı bize haber vermektedir.
Ölüm bir yok oluş değil, fani hayattan ebedi hayata [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu dünyanın fani oluşunu birçok vesileyle görür ve idrak ederiz. Ağaçlar yeşerir, sonra sararır ve yapraklarını döker. İnsanlar doğar, yaşar ve ölürler. Ölüm gerçeği her canlının başına gelecektir. Allah Teala: “Her nefis ölümü tadacaktır” ayet-i kerimesi ile bunu hatırlatmakta ve bir gün huzuruna çıkacağımızı bize haber vermektedir.<span id="more-162"></span></p>
<p>Ölüm bir yok oluş değil, fani hayattan ebedi hayata geçiştir. Dolayısıyla ölüm, aslında bir dirilmedir. “Ölüm günüm, doğum günümdür” diyen Mevlânâ, Rabbine kavuşacağı ve ebedi vuslata ereceği anı, “düğün gecesi” anlamına gelen “şeb-i arûs” olarak nitelemiştir. Şair de:<br />
“Ölüm güzel şey, budur perde arkasından haber.<br />
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?” demiş.<br />
Ölüm bize bu kadar yakın iken yapmamız gereken, oturup beklemek veya zamanı gelişigüzel harcamak değil, o güne hazırlık yapmaktır. Peygamber Efendimiz (sav): “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini arzularına tâbi kılan ve Allah’tan boş temennilerde bulunup duran ve bunu yeterli görendir”(2) buyurarak bizleri ahirete hazırlıklı olmaya çağırmaktadır.<br />
Aziz cemaat!<br />
Dirilere karşı olduğu gibi ölülere karşı da birtakım görevlerimiz vardır.<br />
Son nefesini alıp veren bir Müslüman kardeşimizin yanında “La ilahe illallah” veya Kelime-i şehadeti tekrarlayarak onun da söylemesine yardımcı olmalıyız. Ölümünü usulüne uygun bir şekilde ilan etmeli, ölümden sonra en kısa zamanda defnetmeye gayret göstermeliyiz. Müslümanın müslüman üzerindeki haklarından biri cenaze namazına iştirak etmektir.<br />
Ölenin arkasından dua etmek, Kur’an okumak, onun adına hayır hasenatta bulunmak yapabileceğimiz en güzel iyiliklerdendir. Ölen kişi adına hayır yapmak veya dua etmek için yedisi, kırkı, elli ikisi gibi belirli günleri takip etmek şart değildir. Ölen kişi için ağlamak caiz olmakla birlikte bağırıp çağırmak, isyan etmek ve ağıt yakmak yasaklanmıştır. Cenaze sükûnet ve saygı ile taşınmalıdır. Bu esnada yüksek sesle tekbir getirmek, alkış tutmak, bağırıp çağırmak, müzik çalmak uygun değildir, dini örfümüze aykırıdır<br />
Ölen kişinin yakınlarına taziyede bulunarak onların acısını paylaşmak gerekir. Uzakta bulunanlar ve geç duyanlar müstesna, üç günden sonra taziyede bulunmak dinimizce hoş görülmemiştir. Cenazenin defninden sonra varsa borçlarını ödemeli, meşru vasiyetlerini yerine getirmeye çalışmalıyız.<br />
Değerli kardeşlerim;<br />
Kabirleri sık sık ziyaret ederek hem geçmişlerimize fatihalar göndermeli hem de ölümü hatırlayarak ibret almalıyız. Peygamber efendimiz (sav) bir Hadis-i Şeriflerinde “Kabirleri ziyaret edin, çünkü o size ahreti hatırlatır” buyurmuşlardır.<br />
Allah Teala geçmişlerimize rahmet eylesin, bizlere de sıhhat ve afiyet içerisinde, rızasına uygun bir hayat nasip eylesin. </p>
<p>Muharrem ŞAHİNER<br />
Şamlar Yeşil Çamlık Cami<br />
Müezzin-Kayyımı / BAŞAKŞEHİR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/ebediyet-yolcusunu-ugurlarken.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dilin Afetleri</title>
		<link>http://www.cumahutbeleri.net/dilin-afetleri.html</link>
		<comments>http://www.cumahutbeleri.net/dilin-afetleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 11:58:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hutbeler]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[günaha girme]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı konuşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cumahutbeleri.net/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, konuşma kabiliyetidir. Konuşmak, Allah Teala&#8217;nın insanoğluna verdiği en büyük nimetlerdendir. Hangimiz dilsiz kalmayı isteriz? Ama biliriz ki her nimetin olduğu gibi konuşmanın da yerinde ve gerektiği şekilde kullanılması gerekir .  Zira, insanlarla ilişkilerimizin sağlıklı yürümesi, dilimize yani konuşmamıza bağlıdır. Kulluğumuzun Yüce Yaratan katında değerli olup olmamasında da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, konuşma kabiliyetidir. Konuşmak, Allah Teala&#8217;nın insanoğluna verdiği en büyük nimetlerdendir. Hangimiz dilsiz kalmayı isteriz? Ama biliriz ki her nimetin olduğu gibi konuşmanın da yerinde ve gerektiği şekilde kullanılması gerekir . <span id="more-158"></span> Zira, insanlarla ilişkilerimizin sağlıklı yürümesi, dilimize yani konuşmamıza bağlıdır. Kulluğumuzun Yüce Yaratan katında değerli olup olmamasında da sözlerimizin, konuşmalarımızın büyük payı vardır.<br />
Onun de dikkat etmemiz gerektiğini bildirmekte ifadelerimize, bu konuda çeşitli uyarı ve tavsiyelerde bulunmaktadır her konuda bizlere yol gösteren Yüce Kitabımız, söz ve için. Ayet-i celilede: &#8220;Bir güzel söz, bir bağışlama, arkasından incitmenin Geldiği sadakadan daha hayırlıdır&#8221; buyurulur. Yüce Rabbimiz, inciten, gönül kıran konuşmaların, yapılan sadakaların sevabını yok edeceğini bildirmiştir.<br />
Güzel söz söylemenin başlı başına bir sadaka olduğunu beyan eden Efendimiz (as), bir hadisinde şöyle buyurmuştur: &#8220;Mümin karalıyıcı, lanetleyici olmaz, edep dışı, çirkin konuşmaz, ağzı bozuk olamaz&#8221;.<br />
Başkasının arkasından onun hoşlanmadığı bir üslupla konuşmak, koğuculuk yapmak, yalan yere şahitlik etmek, insanları çekiştirmek, alay ve iftira etmek, kaba ve incitici söz sarf etmek, sövüp saymak &#8230; Ahlâk kitaplarımızda bu tür söz ve konuşmalara &#8220;dilin afetleri&#8221; denilir. Eskiler &#8220;Uslûb-i Beyan, aynıyla insan&#8221; derlerdi. Yani birinin konuştuğuna bakarak nasıl bir insan olduğunu anlayabiliriz.</p>
<p>Değerli Kardeşlerim!</p>
<p>Allah Rasulü (sav) &#8220;Siz bana Dilinizi ve iffetinizi koruyacağınıza Garanti verirseniz, ben de size cenneti garanti ederim&#8221; buyurarak, sahip çıkmanın önemine dikkat çekmiştir dilimize. Bir diğer hadisinde şöyle buyurmuştur: &#8220;Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları dile şöyle yalvarırlar: Bizim hakkımızda Allah&#8217;tan Kork! Çünkü Biz sana tâbiyiz. Sen istikamette olursan, biz de İstikamet üzere oluruz. Sen yoldan çıkarsan, biz de çıkarız &#8220;. Nitekim günümüzde aile ve sosyal huzurumuzu bozan ve bazan da büyük felaketlere yol açan sebeplerden biri de yalan yanlış ya da çarpıtılmış ifadeler, rencide edici, hakaret içerikli sözler değil midir?<br />
Kimi zaman kendimizi kaptırıp, doğru veya yanlış olduğuna bakmadan bu söylentilerin ardına düşüp, kötü sonuçlar doğuran OLAYLARA sebebiyet vermiyor muyuz? Bu konuda atalarımız ne güzel söylemişler: &#8220;Kılıç yarası iyileşir, dil yarası iyileşmez&#8221;, &#8220;Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı&#8221;.<br />
Öyleyse dilimizi, Rabbimizin istediği şekilde terbiye edelim, kendi dilimizle kendi kişiliğimize, edep ve ahlâkımıza zarar vermeyelim. Güzel sözler söyleyerek ahlakımızı güzelleştirelim. Tatlı dil, doğru söz ve güler yüzlerimizle sevgili Peygamberimiz&#8217;in rahmet Ahlakını yansıtalım.<br />
Allah cümlemizi rızasına uygun söz ve davranışta daim eylesin.</p>
<p>Emir Faysal ARVAS<br />
Yusuf Agah Cami İmam-hatibi<br />
BEYOĞLU</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cumahutbeleri.net/dilin-afetleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
