16
Eylül

İslamda Gaziliğin Ulviliği

Yazan: admin  |  Kategori: Hutbeler  |  Okunma: 2.776 views

İnsanlığın barış ve huzurunu  temin etmek Yüce Dinimizin temel ilkelerindendir. Zira, İslam kelimesinin bir anlamı da barıştır. Barışı adında bayraklaştırarak insanlığa kucak açan bir dinin mensuplarıyız. Dinimiz, savaşı ancak vatanın ve milletin mukadderatına yönelmiş tehlikelere karşı mukaddes bir vazife sayar. “Hazır ol cenge, ister isen sulh-u salah” sözü bu gerçeğin ifadesidir.

 Müslüman Türk Milletinde vatan sevgisi, onun engin imanının bir yansımasıdır. İşte bu durumlarda dinimiz savaştan kaçmayı, büyük günah saymıştır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, “Ne oluyor size ki, Allah yolunda savaşa çıkın denildiğinde yere çakılıp ağırlaştınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.” buyurmaktadır. 

 Allah kelamını yaymak  için cihada giden, savaşan, Allah yolunda Allah rızası için mücadele eden Müslüman askerlerden savaştan dönenlere , savaşta büyük yaralılıklar gösterenlere gazi denir ve kendilerine gazilik ünvanı verilir. Allah’u Teâlâ müminlere zafer vaadettiği, ahirette güzel nimetlerle müjdelendiğinden hiçbir İslâm mücâhidi; cihattan geri kalmak istememiştir. Allah gazilere, dünya hayatını, ahiret için sattıklarından dolayı büyük bir mükâfat verecektir. Savaş sırasında kaçanlar ise Allah’ın gazabına uğrarlar, onların yerleri cehennemdir.

Bu yüzden gazilerin esas olarak şehit olmak arzusuyla savaştıkları bilinmektedir.  Ebu Hureyre’ye Peygamberimiz üç kişinin Allah için sefere çıktığını ve bunlardan birinin de gaziler olduğunu müjdelemiştir.  Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s) cihada katılmayanlara görevlerini ihmal etmemeleri ve kısmen da olsa telafi etmeleri için: ‘Kim Allah yolunda cihada çıkan bir gaziyi donatırsa aynen cihada çıkmış gibi olur’ buyurmuşlardır.  Anadolu’nun İslâmlaştırılması için savaşa çıkan komutanlara gazi ünvanı verilmiştir. Osmanlının Bizans’a yakın bir uçta küçük bir Beylik iken, cihana sözünü geçiren büyük bir devlet hâline gelmesi bu gaziler sayesinde olmuştur.

 

Muhterem Mü’minler!

Her müslümanın arzulaması gerektiği iki mertebe vardır ki, bunlar; Şehitlik ve Gaziliktir. Çünkü bu rütbeler hayat karşılığında ve inanç sayesinde kazanılmaktadır. Hem Allah katında hem de halk nazarında şahadet mertebesine yükselmek büyük şereftir. Şehit; Allah yolunda canını seve seve feda edip, Allah’ın huzurunda diri olarak hazır bulunup, rızıklanacağı ve Cennete gireceğine şahadet olunacağı için bu adı almıştır.

Gazi ise; Allah yolunda ve vatanı uğrunda savaştığı ve şehit olmayı arzu ettiği halde sağ kalan kimseye verilen addır. Gazi de, şehit olmak ve bu mertebeye yükselmek için savaştığından dolayı o da şehitler derecesindedir.

 Çünkü savaşta kaybettiği organlarının onu cennette beklediğini bilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de ve Sevgili Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde şehitler ve gaziler övüldüğü gibi çeşitli Cennet nimetleriyle de müjdelenmişlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “ Allah yolunda yaralanan her hangi bir kimse, kıyamet günün de yarasından kanlar aktığı halde gelir, rengi kan rengi gibidir, fakat kokusu misk kokusu gibidir.” 

“ Bir kimse Allah yolunda şehit olmayı canı gönülden isterse, yatağında ölse dahi Allah onu şehitler derecesine ulaştırır.”

 

Değerli Müslümanlar!

Şehitlik ve Gazilik olmadan vatan olmaz. Vatan; uğrunda şehitlerimizin ve gazilerimizin kanlarını akıttıkları toprak parçasıdır. Bugün sahip olduğumuz bu cennet vatan kahraman ecdadımızın her karış yerini kanları ile sulayarak bizlere emanet ettiği topraklardır. Bize düşen görev de; şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anmak, bu güzel vatanı korumak ve bizden sonraki nesillere devretmek olmalıdır.

 

 

 

Emin ÜLKER 

Kırıkhan Vaizi

 

1 Tevbe 38

2 Enfal 15

3 Hadis Ansiklopedisi , Fedail

4 Buhari ,Cihat

5 Age Cihat

6 Age Cihat


 Yazının Etiketleri  

Yorum yapın