27
Mayıs

İstanbul’un Fethi 2011

Yazan: admin  |  Kategori: Hutbeler  |  Okunma: 2.557 views

Tarihimiz, iman ile yoğrulmuş, milli birlik ruhuyla kazanılmış birçok zaferle doludur. Bu zaferler bir yandan geleceğe uzanan yolculuğumuzda övünç kaynağımız olurken, bir yandan da gelecek adına ufkumuzu aydınlatır, umudumuzu artırır.

Bize bu anlamda ışık tutan, şevk ve heyecan kaynağımız olan zaferlerimizin en büyüğü hiç şüphesiz İstanbul’un fethidir. Hazreti Peygamber’in “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan ve onu fetheden ordu ne güzel ordu!”[1] hadis-i şerifi İstanbul’un fethinin ilham kaynağı olmuştur.

Resûlullah’ı (s.a.v.) Medine’de evinde misafir eden Ebû Eyyub el-Ensârî başta olmak üzere yüzlerce sahâbî “o güzel ordudan” olabilmek için çölleri ve dağları aşarak İstanbul’a kadar gelmişlerdir. Fetih onlar için müyesser olmasa da, birçokları şehid olup bu topraklara defnedilerek fethin öncüleri olmuşlardır.

Bu fetih, Cenab-ı Hakkın “Ey iman edenler! Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder (düşmana karşı) ayaklarınızı sabit kılar”[2] meâlindeki beyanından hareketle; imanın, ilmin, azmin, cesaretin ve metanetin bir eseridir. Bu fetih imanın küfre, bilginin cehalete, birliğin tefrikaya üstünlüğüdür.

Değerli Müminler!

İslam’ın hedefi imha değil ihyadır. İnsana insan gibi yaşama hakkı sunmaktır. İlim,  sanat, teknik ve kültüre giden yolu göstermektir. Kendi inancında olmayan insana da yardım eli uzatmak, adaleti yaygınlaştırmak zulmü ortadan kaldırmak ve İslam’ın cihana yayılmasını sağlamaktır. Ecdadımızın daima gaza meydanlarına koşmasının gayesi ülkeleri sömürmek değil, insanlığın huzur ve saadetini sağlamaktır.

Aziz Müminler!

İstanbul’u fethederek Hz. Peygamberin övgüsünü hak eden Fatih Sultan Mehmet Han, çıkardığı bir fermanla Bizans halkının hasret kaldığı din ve vicdan hürriyetini, can ve mal güvenliğini teminat altına almış, idaresi altındakilere, inanç ve ibadet hürriyeti tanımıştır. Dolayısıyla Fatih, İstanbul’un yalnız surlarını fethetmekle kalmayıp, kısa bir zamanda İstanbulluların gönüllerini de fethetmiştir. “Yaratılanı sev Yaratandan ötürü”  anlayışıyla hareket eden Fatih, gemileri karadan yürütmekle, zincirleri kırmakla, surları aşmakla kalmamış; bunlardan daha zor olan kalpleri fethetmiştir.

Fatih, İstanbul’u bir irfan ve kültür merkezi yapmak için birçok vakıf ve medrese kurmuştur. Dünyanın değişik yerlerinden âlimleri İstanbul’a toplamıştır. Molla Gürânî, Molla Hüsrev gibi âlimlere büyük saygı duymuş; Hızır Bey, Molla Zeyrek, Hocazâde, Ali Kuşçu gibi âlimlere destek vererek İstanbul’un bir ilim ve medeniyet şehri olmasının önünü açmıştır.

Özünü İslâm’ın yüce değerlerinden alan fetih ruhunu, İstanbul’un fetih yıldönümü münasebetiyle yeniden yaşıyoruz. Gerçek ve kalıcı fethin gönülleri fethetmek olduğu bilinciyle hareket ederek, gelecek nesillerimizi milli ve mânevi değerlerle donatıp bu ruh ve anlayışa sahip olmalarını sağlamalıyız.

Muhterem Müminler!

Bir taraftan fetih heyecanı yaşarken, diğer taraftan da içerisinde rahmet ayı Ramazan-ı şerifi de bulunduran üç aylara girmek üzereyiz. Önümüzdeki Perşembeyi Cumaya bağlayan gece Regâip kandilidir. Asırlardan beri müminler bu geceye büyük kıymet vermişler, onun feyiz ve bereketinden istifade etmeye çalışmışlardır. Bu vesileyle kandilinizi ve üç aylarınızı tebrik eder, hayırlar getirmesini Rabbimizden niyaz ederim.

Hüseyin TOHUMCU

Haznedar Merkez Cami

İmam-Hatibi/Güngören/İstanbul


[1] Ahmed b. Hanbel Müsned, IV, 325

[2] Muhammed, 47/7


 Yazının Etiketleri  

Yorum yapın