2
Mayıs

Kesintisiz Hayır İşleme Bilinci Vakıflar

Yazan: admin  |  Kategori: Hutbeler  |  Okunma: 595 views

İyilik ve hayırda yarışmak, Allah yolunda harcamada bulunmak ve toplumdaki kimsesiz, fakir ve düşkünlere yardım elini uzatmak, Kur’an-ı Kerim’in en çok üzerinde durup teşvik ettiği hususlardandır. Birçok ayet ve hadis, kalıcı olanın, bu tür hayır ve yatırımlar olduğunu bildirmektedir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:

“Sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça tam hayra erişemezsiniz.”[1]

Bir başka ayette de; “…Hayırda yarışın…”[2] tavsiyesi yapılmaktadır. “…Onlardan bir kısmı da hayırda yarışırlar. Bu büyük bir lütuftur.”[3] mealindeki ayet-i kerime ise hayır yarışına katılan Müslümanların ne kadar büyük bir ilâhî lütufa ereceklerini haber vermektedir.

İşte bu anlamdaki birçok ayet ve hadisle birlikte Hz. Peygamberin fiilî örnekliği, Müslümanlarda kesintisiz hayır işleme bilincini geliştirmiş ve bunun bir sonucu olarak vakıflar ortaya çıkmıştır. Hz. Peygamber, Medine-i Münevvere’deki yedi parça mülkünü bizzat vakfettiği gibi sahabe-i kiramın ileri gelenleri de birçok vakıf yapmışlardır. Öyle ki bu anlayış, Müslümanlar arasında “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olan; malın en hayırlısı, Allah yolunda harcanan, Allah yolunda harcananın en hayırlısı da insanların en çok ihtiyaç duydukları şeyleri karşılayandır” şeklinde bir ilkenin yerleşmesini sağlamıştır.

Değerli Mü’minler!

Dinî kavramlarımızdan biri olan ‘sadaka-i câriye’, sürekli sevap kazandıran sadaka anlamına gelir. Bir hadiste sürekli sevap kaynağı olan ameller şöyle belirlenir:

“Âdemoğlu öldüğü zaman, amel defteri kapanır. Üç kimse bundan müstesnadır. Kesintisiz sadaka (sadaka-i cariye) meydana getirenler, topluma yararlı bir ilim (talebe/eser) bırakanlar ve kendisine hayır dua eden hayırlı çocuk yetiştirenler.”[4]

Hadiste geçen “sadaka-i câriye”, vakfı da kapsar. Dolayısıyla, sadaka-i câriye; yol, köprü, çeşme, mescid, yoksullar için aş evi, hastane ve okul gibi hayır kuruluşlarını da kapsar. İnsanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece, bunları yaptıranlar, yapılmasına sebep olanlar, yol gösterenler ve destek olanlar, gerek sağlıklarında ve gerekse vefatlarından sonra sevap kazanmaya devam ederler.

İslâm medeniyetinin adeta simgelerinden biri olan vakıflar, Hz. Peygamber döneminden itibaren tarih boyunca İslâm toplumlarının sosyal yapılarını sağlamlaştırmada, sosyal dengeyi sağlamada ve yaraları sarmada etkili bir rol üstlenmişlerdir. Bunun bir sonucu olarak, fakir ve kimsesizlerin yiyecek, giyecek ve barınaklarının temin edilmesi, hastaların tedavisi, ilmin yaygınlaştırılması, fakir öğrencilerin desteklenmesi, hayvanların ve çevrenin korunması, ibadethanelerin ve toplumun ihtiyacı olan birçok tesisin yapılması, bakım ve onarımı gibi toplum yararına olarak nitelendirilebilecek hemen her alanda vakıflar büyük hizmetler görmüşlerdir.

Vakıf, kesintisiz hayır işleme bilincinin pratiğe yansımasıdır. Vakıf, ahirete iman etmiş olmanın somut bir göstergesi, bencilliği yenmenin fiilî ispatı, paylaşımın en güzel örneği ve Allah sevgisinin belirtisidir.

Değerli Mü’minler!

Vakıf mallarının korunması ve bu güzel geleneğin etkin bir şekilde sürdürülmesi, vakıf medeniyetinin varisleri olarak bizlere düşen en önemli görevlerdendir.

 

 

DİYANET



[1] Âl-i İmrân, 3/92.

[2] Bakara, 2/148; Mâide, 3/48; Mü’minûn, 23/61.

[3] Fatır, 35/32.

[4] Müslim, “Vasıyye”, 14; Ebû Dâvud, “Vesâyâ”, 14; Tirmizî, “Ahkâm”, 36.


 Yazının Etiketleri  

Yorum yapın