Logo Background RSS

Ömür

  • Muhterem Müslümanlar!
    Allah Teala’nın bizlere önemli lütuflarından birisi de zaman nimetidir. Akıp giden zaman içerisinde bize emanet edilen ömrümüzü tamamlamaktayız. “Yalnız azamet ve ikram sahibi Rabbi’nin zâtı bâki kalacak” mealindeki âyette ifade edildiği gibi, Allah Teâlâ’nın zâtı dışında bütün varlıklar fânidir. Yunus Emre’nin dediği gibi
    “Bu dünyaya gelen kişi / Âhir yine gitse gerek./ Müsafirdür, vatanına / Bir gün sefer etse gerek.” Evet, bu dünyada yolcuyuz. Günün birinde ebediyet âlemine yürüyeceğiz.
    Bu sebeple Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde zamanın önemine şöyle dikkat çekilmiştir. “(Karanlığı ile etrafı) bürüyüp örttüğü zaman geceye, açılıp ağardığı vakit gündüze andolsun” “Fecir vaktine, on geceye andolsun” “Asra yemin ederim ki insanoğlu zarardadır.”
    Zamanın önemini belirtmek için Atalarımız “vakit nakittir” demişlerdir. Her şeyi zaman sayesinde kazanabiliriz. Ama geçen zamanı geri getirmeye hangi sermayenin gücü yeter?
    Aziz Müminler!
    Ömür bize emanettir. Her insan kendisine biçilen ömrü, ilâhî irade doğrultusunda geçirmekle yükümlüdür. Dünya ve ahiret saadetini kazanmak, bu sınırlı zamanı iyi kullanmamıza bağlıdır.
    İnsan, yaratılışı icabı hayatı sever, ömrünün uzamasını ister. Ancak, uzun ömür, hak yolunda tüketilmiş ise hayırlıdır. Nitekim bir sahabî Peygamberimiz’e, “Hangi insanlar daha hayırlıdır ya Resûlallah?” diye sorar. Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: “En hayırlı insan ömrü uzun olup ameli güzel olandır.” Sahabî, “Hangi insanlar daha şerlidir?” diye sorunca da Peygamber Efendimiz, “Ömrü uzun olup da, ameli kötü olan” buyurmuşlardır.
    Allah Teâlâ, mükellef olan her insana düşünüp taşınacağı, öğüt alacağı ve hakkı kabul edebileceği kadar bir ömür vermiştir. Bu hususta Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “Ve onlar Cehennemde şöyle feryad ederler: “Ey Ulu Rabbimiz! Ne olur, çıkar bizi buradan! Dünyaya geri gönder de, daha önce yaptıklarımızdan farklı, güzel ve makbul işler yapalım!” Allah onlara şöyle buyurur: “Biz size, düşünüp ibret alacak, gerçeği görecek kimsenin düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size peygamber de gelip uyardı. Öyleyse tadın azabı! Zalimlere hiç bir yardımcı yoktur!”
    Değerli Müminler!
    Bilindiği üzere, bir miladi yılı tamamlayarak diğerine girmek üzereyiz. Hayat defterimizden bir sayfa daha eksildi. Bir adım daha âhirete doğru yaklaştık. Geçmişimize yönelik bir muhasebe yaparak yeni yıla girelim. Kendimiz adına, milletimiz ve insanlık uğruna ne gibi güzellikler, hayırlar, fedakârlıklar yaptığımıza bir bakalım.
    Evet, yeni bir yıla girerken toplumumuzda yılbaşı çerçevesinde yapılan kutlamalar, esasen bizim milletimiz yönünden; dinî, ahlâkî, kültürel ve geleneksel hiçbir temele sahip değildir. Aklı ve sağlığı tehdit eden içki tüketimini, aile bütçesini tahrip eden kumarı, savurganlığı ve cinsel taşkınlıkları; dinî, milli ve ahlâkî değerlerimizle bağdaştırmak asla mümkün değildir. Bu tür davranış ve uygulamalar, ahlâkî yozlaşmaya, kültürel tahribata, gelenek ve göreneklerimizin bozulmasına da sebep olmaktadır. Dinî değerlerimize sahip çıkmak, kültürel mirasımızı korumak, örf ve âdetlerimizi gözetmek hepimizin görevidir. Bunlar bizim millî hasletlerimiz ve özelliklerimizdir.
    Aziz Müslümanlar!
    Unutmayalım ki, zaman en büyük sermayedir. Peygamberimiz (sav)’in ifadesi ile akıllı Müslüman, kendini hesaba çekip, ölüm ötesine hazırlık yapan kişidir.
    Hutbemizi Peygamber Efendimiz’in bir mübarek sözü ile bitirmek istiyorum. “İki nimet vardır ki, insanoğlu bunlarda hep aldanır: Sağlık ve boş vakit.”

    Dr. Kerim BULADI
    Vaiz/Zeytinburnu

Advertisement

Yorum Yap