4
Mart

Şahitlik ve Toplumsal Sonuçları

Yazan: admin  |  Kategori: Hutbeler  |  Okunma: 2.706 views

Toplumda huzurun sağlanmasında en önemli etkenlerden biride adalettir. Adaletin ortaya çıkması için, aralarında anlaşmazlığın olduğu tarafların tutumları önemli rol oynadığı gibi onların halini bilen insanların tavrı da oldukça önemlidir. İnsanlar arasındaki anlaşmazlığın çözümünde, bir olayın aydınlatılmasında ve hakikatin ortaya çıkmasında şahitliğin önemi büyüktür.

Şahitlik, bir olay veya durum karşısında bildiklerini ve gördüklerini doğru bir şekilde anlatmaktır. Yüce dinimiz İslam, şahitliğin doğru bir şekilde yapılmasını emretmiştir. Şahitlikten kaçmayı ve doğruları gizlemeyi de yasaklamıştır.  Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde :“…Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir”[1] buyurmaktadır.

 

Muhterem Kardeşlerim!

Toplumun huzurunun sağlanması, hak sahiplerinin hakkına kavuşması ve suçluların adalet önünde hesap vermesi için şahitliğin doğru ve her türlü menfaat kaygısından uzak bir şekilde yapılması gerekir. Hakikatin ortaya çıkmasında yalancı şahitlik veya şahitlik yapmaktan kaçınmak kul hakkının oluşmasına, zulme ve düzensizliğe sebep olacaktır. Allah, kendimizin ve yakın akrabalarımızın aleyhine de olsa doğruluktan ve doğru şahitlikten ayrılmamamız gerektiğini Kur’an-ı Kerim’inde şöyle bildirmektedir:

 “Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Şahitlik ettikleriniz zengin veya fakir de olsalar adaletten ayrılmayın. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Onları sizden çok kayırır. Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer şahitlik ederken gerçeği çarpıtırsanız veya şahitlikten çekinirseniz bilin ki şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır”[2] Ayrıca daha önceden anlaşmazlığa düştüğümüz kimseler hakkında şahitlik yapmak durumunda kaldığımızda dahi doğru şahitlik yapmak mü’min olarak vazifemizdir.

 

Aziz Müminler!

Unutmayalım ki adalet, herkese lazımdır. Adaletin olmadığı, işlerin yalan ve yalancı şahitlikle yürütüldüğü bir toplumda, huzurun olması mümkün değildir. Özellikle mal mülk edinme, kavgaların aydınlatılmasında yapılan yalancı şahitlik sayesinde, elde edilenlerin kimseye yararı olmayacağı gibi büyük bir vebalin ortaya çıkmasına, toplumda huzursuzluğun artmasına sebep olduğu ortadadır. Ancak, doğruluktan ayrılmaz ve gerçeğin yanında olursak kazançlı çıkan bizler oluruz. Nitekim Yüce Allah: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır”[3] buyurmaktadır.

 

Muhterem Müminler!

Peygamber efendimiz (s.a.v.), kendimiz için istediğimizi mü’min kardeşimiz için de istemedikçe gerçek manada mü’min olamayacağımızı buyurmaktadır.[4] Öyleyse kendi hakkımızın ortaya çıkmasında ne kadar istekli isek, başkalarının da haklarının ortaya çıkmasında da o kadar gayretli olmalıyız. Bir gün, doğruların ortaya çıkmasına engel olduğumuz ve haksızlığa göz yumduğumuz için hesap vereceğimizi düşünerek şahitlik yapalım.

Hutbeme şu ayet-i kerime meali ile son vermek istiyorum:

“Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur”[5]

Hazırlayanın:

Adı Soyadı       : Abdullah EROĞLU

Ünvanı                        : Hamur İlçe Müftüsü/AĞRI

 

 


[1] Bakara, 283.

[2] Nisa, 135.

[3] Ahzâb, 70-71.

[4] Buhari, İman, 7.

[5] İsra, 36.


 Yazının Etiketleri  

Yorum yapın